1 Kasım 2017 Çarşamba

Uzaydan San Francisco

Haftanın Uydu Görüntüsü


Fotoğrafı çeken Kozmonot ve biyolog Sergei Nikolaevich Ryazansky. Kendisi Temmuz 2017`den beri Uluslararası Uzay İstasyonu ISS`de yaşamakta ve oradan hobi olarak yeryüzünün fotoğraflarını çekip Twitter hesabından yayınlamaktadır. (Takip etmek isteyenler için Twitter hesabı https://twitter.com/SergeyISS )



22 Ekim 2017`de Twitter`dan San Francisco Körfezi`ni mükemmel bir perspektiften fotoğrafladı. San Francisco`da, 860 bin kişiden fazla yaşayan var. Suyun içindeki birçok beyaz çizgi muhtemelen tekneler ve gemiler tarafından geride bırakılmış izler. .


Resmin sol üst kısmında şehrin kuzeydoğu bölgesini görebilirsiniz. Finans bölgesi var. San Francisco ana karasındaki Oakland Körfezi Köprüsü, aynı adı taşıyan şehre gidiyor. Yarımda Yerba Buena Adası var. Hemen yanında, Treasure Island (Hazine Adası)'a katılıyor.


Ada, 1939 yılında deprem molozundan bir dünya sergisi için inşa edildi. Daha sonra çoğunlukla orduyu kullandı. Dünya Fuarı'na uzanan Hazine Adası Müzesi binası, günümüzde adanın ilk günlerinden kalan en son binalar arasında yer alıyor. Bunlar çoğunlukla ofislerdir.


Hazine Adası`nın hemen sağında kahverengi görünen adaya Melek Adası deniliyor. San Francisco ile Anakara arasında ise Alcatraz`ın bilinen ünlü cezaevi adası var. Alcatraz, uluslararası alanda da öncelikle cezaevi adası olarak bilinir, 1934`ten bu yana, Amerika Birleşik Devletleri`nde ki en tanınmış yüksek güvenlikli hapishanelerden biriydi. Al Capone ve Alman casusu Erich Gimpel`in de tutsak olduğu hapishane, birçok azıllı mafya babasını da ağırlamıştı. Hapishaneden dolayı bu kadar ünlü olan ada, elbette turist çekilerek, para kazanılacak ve gelir getirecek bir yer olduğundan hapishane 1963`te kapatıldı. Bugün popüler bir turistik merkezdir.  


Kozmonot Ryazansky aynı zamanda Türkiye`den Van Gölü`nün fotoğrafını da Twitter hesabından yayınlamıştır.

Özgün Çeviri : İnanç Kaya
Kaynak : http://www.spiegel.de/wissenschaft/weltall/inselraten-in-san-francisco-satellitenbild-der-woche-a-1175094.html


Ayın, Bilim Fotoğrafları (Ekim 2017)

1) Uzay teknolojisi: Bu oda, Norveç Noordwijk'teki ESA teknik merkezinde bulunmaktadır. Dış dünyadan radyo ve ses dalgalarını özümseyen duvarlarla kesiliyor. Bu alan evrenin sonsuzluğunu taklit eder. Burada, bilim adamları uyduların radyo frekanslarını test ediyorlar.


2)Dünya çapında bilinen en büyük midyeler. En büyük numuneler 400 kilogram ağırlığındadır ve 1,40 metre uzunluğundadır. Asya`da bulunur.


3) Sonbahar renkleri,  şarap üretim bölgesi Neustadt`ta  Weinstraße yakınlarındaki Hambach Kalesi'nde çekilmiş bir fotoğraf. Almanya


4) Köpek Ötzi: Viyana Doğal Tarih Müzesi'ndeki bilim adamları, ekim ayında diğer şeylerin yanında bu yavru mumyayı da tanıttı. Araştırmacılar, bu köpek yavrusuna ek olarak iki küçük arslan yavrusunu da tanıttı.. Hepsi 12.000 yaşında ve Sibirya'da buzullar arasında donmuş olarak bulunuyorlardı.


5) 16 Ekim 2017'de İsviçre'nin Allaman kentinde Cenevre Gölü'ne üzüm bağlarının üzerinden bakan kus sürüsü.


6) Bir bitkinin çiçeklerine, Ningbo, Çin'deki bir parkta çiğ düşüşünün yansıması. 17 Ekim 2017' de çekilmiştir.



7) Endonezya adasındaki Sumatra üzerindeki yanardağ Sinabung`un kül püskürtmesi. Endonezya'daki 130 aktif yanardağından biridir. Güneydoğu Asya adası ulusu, Pasifik Ateşi Çemberi'nin sismik ve volkanik açıdan çok aktif bölgede bulunmaktadır.


8) Bu üç buçuk metre yüksekliğindeki ametist kristali, New York Doğal Tarih Müzesi'nde bulunmaktadır. Kaya boşluğu, bilim adamlarının dediği gibi lila pırıltısı ile gökyüzünü andırıyor. Bu kristal, dünyanın en büyük ametist türlerinden biridir ve boyutu, yetişmiş bir fil kadar, dört tondan daha ağırdır.



Çeviri : İnanç Kaya
Kaynak : http://www.spiegel.de/fotostrecke/wissenschaftsbilder-des-monats-aufbrauchstimmung-fotostrecke-152970-13.html

29 Ekim 2017 Pazar

Kilosu 1000 Euro Olan, Dünyanın En İyi Kahvesi, Zibet Kedisinin Dışkısıymış,

Zengin Olmadığınıza Sevineceğiniz Bir Haber,

Kilosu 1000 Euro Olan, Dünyanın En İyi Kahvesi, Zibet Kedisinin Dışkısıymış,   


Bir kimyager dünyanın en pahalı kahveler sırrı ortaya çıkardı. Kopi Luwak adi verilen bu kahve için zenginler sıra bekliyor. Avrupa`da çok tutulan bir kahvedir. Endonezya ormanlarından doksanlı yılların başında ortaya çıkan ve sürekli o zamandan beri artan talebi, bayilerdeki listelerde aylarca bekleyenleri gören kimyager bu kahveyi araştırmaya başladı.


Guelph Üniversitesi`nde (Kanada) gıda kimyageri olan Massimo Marcone, “Uluslararası Gıda Araştırmaları” dergisinde yakında yayınlayacağı sonuçlar hakkında gazetecilere demeç verdi. Kopi Luwak kahvesini, aslında kedinin midesinde fermantasyon olmadan önce acı olan bu kahveyi eşsiz yapanın, fermantasyon olduğunu açıkladı. Enzimler tarafından iç fermantasyon, kahve çekirdeklerindeki aromanın enfesliğinden sorumlu.

Kimyager Marcone, ıslak süreç adını verdiği bu kahve çekirdeklerinin, kedinin midesinden dışkı olarak çıktığı sürecin, fabrika ya da laboratuvar ortamında gerçekleştirilemeyecek kadar karışık ve hassas dengeler ile olduğunu ifade etti.

Marcone, ıslak süreçte kahve çekirdeğine olanları şu şekilde açıklıyor; "Midede kahve çekirdekleri, asidifiye edilir ve son olarak bağırsakta doğal mikroflora tarafından fermente edilir. Özellikle laktik asit bakterileri bu fermantasyonda çok önemli rol oynar. Kavurma sırasında ise kahveye ek tatlar eklene bilinir. İşte bu eşsiz  tadın sırrı budur.

Kopi Luwak kahvesi Endonezya adası ve bu kahvenin en çok kediler tarafından dışkılandığı ada olan Sulawesi Adasında ki iç savaştan dolayı, yılda sadece 200 kilogram dünya piyasasına sürülüyor. Altın Yumurtlayan Tavuk gibi Kahve dışkılayan bu kedilerin kıymetini bilmeyen Endonezya halkına, Etiyopya, Afrika`da bazı ülkeler “kolay gelsin, iyi savaşlar” diyerek, kedileri kendi ülkelerinde besleme ve kahve piyasasını ülkelerine çekmek için hem kahve ağacını, hemde kedileri ülkelerine getirmeye başladılar bile.

Özgün Çeviri : İnanç Kaya
Kaynak ; http://www.spiegel.de/wissenschaft/natur/1000-euro-pro-kilo-edelkaffee-aus-dem-katzendarm-a-310727.html

Yapay Zeka`nın, Tanrı'sının Öğretmenliğine İhtiyacı Yok,

Son zamanlarda, insanlığın tarihini en az telefon icadı kadar değiştirecek yapay zeka ile ilgili bir şey oldu. Hiç kimse fark etmedi.


İnsanlık tarihiyle alâkalı olaylar genellikle hep daha sonra fark edilebilmiştir.Antonio Meucci 19. yüzyılın ortaları telefon icat etmesinin sebebi, hastalık nedeniyle odasında olan eşini yalnız bırakmak istemeyişiydi. Dünya başlangıçta bu konuda hiçbir heyecan duymadı. Bu keşfin ne olduğunu bile anlamadı. Elektron keşfi de aynı şekilde. Kim bilebilirdi ki bu elektron keşfinin elektriği, telefonu ve arkasından da bilgisayarlarımızı getireceğini.
Muhtemelen Meucci tarafından bile telefonun ekonomiyi, toplumu ve insanın bir arada yaşayışını tamamen değiştireceği açıkça görülemiyordu. O zaman başka şeyler daha önemli görünüyordu.



Şimdi ise telefonun keşfinden, elektronun bulunuşundan hiçbir şey anlamamış nesil gibi bizde şaşkın bir durumda, onlar gibi başka şeyleri önemli görüyoruz. Örneğin, Ekim 2017 yılında`yız ve şuan önemli bulduklarımızdan bazıları şunlar; Amerika Birleşik Devletleri'nde Donald Trump tweetleri,  Almanya'da koalisyon mücadelesi, Recep Tayyip Erdoğan, hapsettiği yabancı gazetecileri serbest bırakacak mi? O zamanda, insanlık tarihiyle alâkalı bir olay, halk tarafından göz ardı edilebiliyordu, şimdi de ediliyor.
.
Yardımcı Program büyük bir hızla büyüyor.  Google Yapay Zeka iştirakcisi Deepmind, bir kez daha mükemmel Go'u oynatabilen bir sistem hakkında bir araştırma raporu yayımladı. Go oyunu 2500 yıldır insanlar tarafından oynanıyor. Oyun çok fazla kombinasyonlara ve sezgilere dayanan bir oyun. Bu oyunu 60.cı seviyeye kadar oynayabilen yapay zeka, hatalarından ders çıkarıp, kendini gerçekten bir insan gibi geliştirmesiyle ve bunu hiçbir insandan yardım almadan yapmasıyla herkesi şoke etti. Dünyanın en iyi “Go” oyuncularını hiç zorlanmadan yenen yapay zeka ekim 2017`de tamamen kendi başına bulduğu çözümler ve yaptığı analizler ile seviyesini 100`e çıkardı.İnsanların sezgi dediği şeyi isteyen bir oyunda, bu sezgiyi bir makinenin yapabilmesi, bilimde bir devrimdir.


AlphaGo  denilen yapay zeka, sadece bir bilgisayar değil, güçlü bir donanım ve elle kullanılan üç yazılım sisteminden oluşuyor. Bunlardan ikisi sinir ağları olarak adlandırılıyor.
Bu sinir ağları onlarca yıldır var, ancak son birkaç yıldır yararlılıkları muazzam bir hızla büyüdü. Bilgisayarlar halen işbaşında, ancak dünyayı ve sorunları anlama biçimi sinir ağlarında klasik yazılımdan çok daha farklı. İnsan beyni gibi iyi oldukları şeyleri çok çabuk öğreniyorlar.


Dünyada saygı duyulan Go dehası Lee Sedol`u, Avrupa Go Şampiyonasında küçük duruma düşürecek kadar güçlü bir yapay zeka ile karşı karşıyaydik. (Şimdi ise çok daha gelişmişiyle.) Deepmind şirketi çok fazla dikkat çekmememiş olsa da 2017 başında bir go-yarışması daha organize etti. AlphaGo`nun "Master" lakaplı yeni bir sürümü, dünyanın en iyi oyunculardan biriyle yarıştı ve skor, altmış`a karşı sıfır idi. Kazanan Yapay Zeka.


Ve Şimdi de,


19 Ekim'de "Nature", AlphaGo ailesinin en küçük çocuğu olan Zero, hakkında bir rapor yayınladı. Yeni bir Yapay Zeka, tek bir sinir ağı sistemine sahip. Bu küçük çocuk,  AlphaGo Zero`ya, sadece oyunun kurallarını öğretilmişti. AlfaGo Zero, üç gün içinde kendisine karşı 4.9 milyon oynadı. Başlangıçta rastgele oynasa da daha sonra hatalarından öğrendi


Bu ilk üç günden sonra, AlphaGo Zero, Lee Sedol'u Mart 2016'da yenen ağabeyi Yapay Zeka ile yarıştı. Otomatik kod çözümlemeli AlphaGo Zero, insan girişine dayanan eski sistemli Yapay Zeka ağabeyini, 100'e karşı 0' la  yendi.  İnsan yapımı stratejiler hakkında tek bir bilgi almadan, üç gün içeresinde daha az karmaşık sistemli Yapay Zekanın eşsiz bir ustalık sergileyerek, insanların 2500 yılda kat ettiği seviyeye ulaşması, çok çabuk öğrenmesi, hatalarından ders çıkarması karşısında, bilim insanları bu Yapay Zeka hakkında, "Bir Tanrı Gibi" dediler.


Şimdi ne olacak?


Bu, sistemler yalnızca sinir ağlarına dayanarak yaratılan, bu Yapay Zekalar, pek çok problem için kullanılabilir: Görüntüden tanıma ile kanser tespiti, yeni malzemeler veya ilaçların geliştirilmesi yolunda insanlara yardımcı olabilirler. Yakın gelecekte, insanlığın yüzyıllardır başarısız olduğu sorunları çözeceklerine ve bunun çok daha kısa sürede olacağına eminiz. Sorun,  yardımımız olmaksızın, yeterli doğrulukla sadece tarif edilebilirse, bu Yapay Zekalar çözecektir.


Bu Go-Tanri`lar insan eliyle yapılmış, insan zekasından daha üstün Yapay Zekalar geleceğimizi şekillendirme de bir çoğumuzdan çok daha fazla aktif rol oynayacaktır. İşte bizlerin arkasından gelen kuşak da bu şekilde bilim ve teknolojide çok hızlı ve dev adımlar atacaktır.


Özgün Çeviri : İnanç Kaya
Kaynak : http://www.spiegel.de/wissenschaft/technik/kuenstliche-intelligenz-gott-braucht-keine-lehrmeister-kolumne-a-1175130.html

Yeni Bir Balık Türü Keşfedildi,

WWF çevre derneği, yakınlarda keşfedilen hayvan ve bitki türlerinin fotoğraflarını yayımladı. Bunlar son altı yıldır araştırmacıların, doğu Himalaya bölgesinde buldukları türler.

Vampir dişleri, mini şarkıcı,bu balıklar:  Himalayalar'da biyologlari şaşırttı. Ayrıca, WWF raporu, Butan, Kuzeydoğu Hindistan, Kuzey Myanmar, Nepal ve güney Tibet'teki kesifleri özetlemektedir. 133 bitki, 26 balık, 10 amfibi, 39 omurgasız hayvan, bir sürüngen, kuş ve memeliden oluşan bu yeni keşif canlılar,  2009 ve 2014 yılları arasında keşfedilen 211 tür adı altında, listelenmiştir.


Bu listede, havada da nefes alıp verebilen, karada dört güne kadar hayatta kalabilen ve nemli bir zeminde 400 metreye kadar yükselebilen yırtıcı yılan kafalı balıklarda bulunuyor.

Ayrıca, Yağışlı havalarda hapşırılmaya başlanan burun delikleri yukarı bakan, siyah beyaz maymunlar da listede. Yağmurlu günlerde sıkça burun delikleri yukarıda olduğu ve su kaçtığı için, birlikte oturur ve başlarını bacaklarının arasına koyarak burunlarına su girmesini önlerler.

Fotoğrafta gördüğünüz, vampir dişleri olan bu balığa  "Drakula" adı verilmiştir.

WWF tarafından yayınlanan raporda, nüfus artışı, ormansızlaşma, aşırı otlatma, kaçak avcılık, madencilik ve hidroelektrik gelişmelerin canlı yaşam ve birçok türün soylarının tükenmesi tehdidi karşısında uyardı..

Özgün Çeviri : İnanç Kaya
Kaynak ; http://www.spiegel.de/wissenschaft/natur/wwf-neue-tier-und-pflanzenarten-im-himalaya-entdeckt-a-1056376.html

Bilinen En Eski Tsunami Kurbanının Kafatası

Buluşun yapıldığı yer, Papua Yeni Gine sahilleri. Bu 6000 yıllık kafatası, tsunami kurbanına ait. “Ölümcül gelgit dalgaları, binlerce yıldır Pasifik çevresinde insanlar rahatsız ediyor.” tezi kabul görse de bu konuda bilim insanlarının elinde teknoloji ile doğrulanmış bir delili yoktu. Bu kafatası ise bu tezi kanıtlıyor.

New South Wales, Avustralya Üniversitesi (UNSW) James Goff başkanlığındaki bir araştırma ekibi kuzey Papua Yeni Gine Avustralyalı jeolog tarafından 1929 yılında keşfedilen bu kafatası hakkında yeni bilgileri “Plos One” da yayınladı.


Bu kafatasının 140.000 yıl önce tükenen bir Homo erectus'un kafatası olduğu düşünülüyordu. 90 yıldır bu düşünceye sahip olan bilim insanları teknolojik gelişmelere paralel olarak tekrar bu kafatasını incelemeye aldı. Yapılan bir radyo karbon tarihleme ile yaşının sanılanın aksine sadece 6.000 yıl olduğu belirlendi.. Bu yüzden kafatasının sahibinin bizden biri, yani Homo sapiens olduğu belirtildi..

Önceki çalışmaların aksine, Avustralya, ABD, Fransa, Yeni Zelanda ve Papua Yeni Gine'den uluslararası bir araştırma ekibi ayrıca mikroskop altında incelemek için toprak örnekleri aldı. Bugün denizden yaklaşık on iki kilometre uzaklıkta olan bu toprakların aslında 6000 yıl önce sahil olduğunu, suyun şimdiki seviyesinden çok daha yüksek olduğunu dile getirdiler. Böylece, atamız muhtemelen bir tsunamiden dolayı denizin yakınında öldüğünü düşündüklerini söylediler.

Araştırma, Pasifik bölgesindeki insanlarının şimdiki gibi, uzun zaman önce de doğal afetlerden etkilendiğini gösteriyor. Avustralya'daki araştırmaya göre, yıkıcı tsunamiler defalarca ölümlere, ticaret yollarının çökmesine veya hatta savaşlara yol açtı.

Tsunami araştırmaları, son on yılların şiddetli doğal felaketlerinden bu yana dünya kamuoyunun odak noktası olmuştur. Tsunaminin yakın tarihteki darbeleri, özellikle Endonezya  ve komşu ülkelerde 230.000'den fazla kişinin ölümü  (2004 yılı) ve yaklaşık 16.000 kişinin öldüğü,  Fukuşima faciasını tetikleyen altı yıl önceki kuzeydoğu Japonya tsunamisi.

Özgün Çeviri : İnanç Kaya
Kaynak : http://www.spiegel.de/wissenschaft/mensch/papua-neuguinea-dieser-schaedel-gehoerte-einem-tsunami-opfer-a-1174877.html

Alkol Kullanma Yabancı Dilde Konuşmaya Yardımcı Olur mu?

Maastricht Üniversitesi'nden Fritz Renner ve ekibi "Psikofarmakoloji Dergisi" nde yer alan röportajlarında, bunun gerçekten yardımcı olduğunu söylüyor. Onlara göre cevap “Evet”.

Bir bardak alkol alan herkes, yabancı dili daha iyi telaffuz edebilir deniliyor. Bunu ispatlamak için yapılan deneyde araştırmacılar, Hollanda`da, hollandacayı daha iki üç ay önce öğrenmiş olan elli kişilik bir alman denek grubunu ikiye ayırarak, bir tarafa sadece su, limon suyu içmesini öteki tarafa ise votka içmesini rica ettiler. %4`lük alkolü kanında barındıranların telaffuzu normalden daha iyi yaptıklarını gördüler. İki Hollandalı ana dillerini konuşanların telaffuzlarını, dil bilgisini, kelime dağarcıklarını ve mantığını değerlendirdiler. Aynı zamanda, konular kendi dil becerilerini de değerlendirdi.
Max Planck Enstitüsü'nden Hans Rutger Bosker ise çok daha kapsamlı araştırma yapılmadan sonucun kesin kabul edilir olmadığını savunuyor. Bilim insanlarının çalışmasının çok heyecan verici olduğunu, sonucundan her ne kadar emin olmazsa da, ancak katılımcıların ve araştırmacıların çok eğlendiklerine emin olduğunu dile getirdi.

Özgün Çeviri ; İnanç Kaya
Kaynak ; http://www.spiegel.de/wissenschaft/mensch/fremdsprachen-hilft-alkohol-bei-der-aussprache-a-1175035.html?utm_source=dlvr.it&utm_medium=%5Bsocial%5D&utm_campaign=%5Bwissen%5D#ref=rss

Venüs'te Yaşam İzleri Bulundu

  Venüs'te Yaşam İzleri Bulundu 450 dereceden fazla sıcaklığı bulunan, güneş sisteminin yaşama en düşman gezegeni Venüs`te, nasıl olurda...