yeni kesifler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeni kesifler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2017 Perşembe

Dünyanın En Gürültücü Balığı Cynoscion Othonopterus,







Bu balıkların çıkardıkları sese göre cüsseleri çok ufak. 10 cm boyları var ve sadece Kuzey
Kaliforniya Körfezinde yaşıyorlar. Nisan, çiftleşme ayı olduğundan tam da bu ayda öyle bir gürültü
çıkarıyorlar ki, sanki yanınızdan kamyon geçiyor. Hatta balıkçılar bu gürültüyü su üstünden bile
duyabiliyorlar. Toplamda 20 bin kilometrekarelik bir yaşam alanları var. Aşırı avlanmadan dolayı soyu
tükenmek üzere olan hayvanlar sıralamasında, kırmızı listedeler.


Seks sırasında aşırı gürültücü olmaları, aynı alanı paylaşan diğer canlılarında yaşam kalitesini
düşürüyor.Bu sesler 177 desibele kadar çıkıyor. Çiftleşme sırasında bu kadar küçük bir alana
toplanan 1,5 milyona yakın balığın aynı anda gürültü çıkarmasını su altina konulan
mikrofonlar ile gözlemleyen bilim insanları, bu çiftleşme çağrılarını bilimsel bir makale ile yayınladılar.

Teksas Üniversitesi`nden Brad E. Erisman ve California Üniversitesi`nden TimothyJ. Rowell,
Şarlatan balığı denilende bu balıkları inceleyen iki bilim insani. Verdikleri demeçlerinde,
makineli tüfeğin çıkardığı sese benzer bir ses çıkardıklarını ve şimdiye kadar su altında duyulan
en büyük gürültünün bu olduğunu açıkladılar. Özellikle dişi balıkların inanılmaz gürültücü
olduklarını ve dünyanın en gürültülü balıkları ünvanını hak ettiklerini dile getirdiler.



Özgün Ceviri : Inanc Kaya

4 Kasım 2017 Cumartesi

Tüm Zamanların En Büyük Uçan Hayvanlarından Biri

70 milyon yıl önce, şu anda Moğolistan'da olan topraklarda, büyük bir pterodactyl yaşıyordu. Kanat genişliği modern bir hafif uçak kadar büyük bir ucan hayvan.

70 milyon yıl önce, Titanosaurlar ya da Mosasaurs gibi suyun kıyısına sadece karada yaşayabilen devler değil, gökyüzünde, bulutların arasından gelen bu tür dev kuşlarda yaşıyordu. Kanat açıklıkları on iki metre olan kuşların, bu özelliği, onları bütün zamanların en büyük, uçan hayvanları yapmıştır.


Bilim adamları, hayvanın büyük boyutlarını öne çıkaran şimdiye kadar isimsiz türlerin boyun omurgalarına rastladılar. Hayvanlar sadece uçmakla kalmayıp, aynı zamanda kanat kemikleri yardımıyla da dört ayak üzerinde ilerleyebiliyorlardı. Av tercihleri ise küçük dinozorlardı.

Demek ki bu bölgeden çok sayıda küçük dinozor dolaşıyordu. Fosil bulgular bu teoriyi destekliyor. Yetişkin bir zürafa büyüklüğündeydiler. Yerde, ayakta duran, pterosaurların boyu, yaklaşık altı metre yüksekliğindeydi.

Bulgulara göre, şu ana kadar Doğu Asya'nın ilk örneği ile karşı karşıya kalan uzmanlara göre, bu, pterosaurların daha önce bilinenden çok daha da yaygın olduğunu göstermektedir. Cretaceous'un sonunda dinozorların sonu ile birlikte geldi.

Özgün Çeviri : İnanç Kaya
Kaynak : Kaynak : http://www.spektrum.de/news/eines-der-groessten-fluggetiere-aller-zeiten/1515679

Karadeliklerin Etrafındaki Esrarengiz Çeşmeler

Bu çeşmeler yutuldukları kara deliklere çok yakın mesafedeler. Karadeliklerde önce madde emilir, bundan dolayı genellikle karadelik etrafında hızla dönen bir disk birikir. Birçok karadelik için güçlü madde jetleri, sözde jetler, bu toplama diskinden dikey olarak yukarıya ve aşağıya doğruda uzaya fırlarlar. İşte esrarengiz çeşmeler de bunlardır.

Araştırmacılar şimdi, bir x-ışını uydusu ile bu tür gizemli madde ışınlarına dair bir fikir edinebildiler. NASA X-ray uydu "NuStar" ve dünyadaki teleskoplarla yapılan araştırmalar jetlerin başındaki, hızlandırıcı alan boyutunu araştırdı. İngiltere'de Southampton Üniversitesi'nden Poshak Gandhi liderliğindeki araştırmacılar gözlemlerini Nature Astronomi dergisinde yayınladı.

Jetler oluşumu halen iyi anlaşılmamıştır. Maddenin küçük bir kısmı neden uzaydan dikey olarak sıcak gaz püskürterek yansıyor, belli değil. Gandi çevresindeki gök bilimciler şimdi Samanyolu'da bir karadelik tarafından beslenen, iki sistemi üzerinde çalışıyorlar.

Araştırmacılar, bu çalışmada bu çeşmelerin püskürtme uçlarını incelediler. Maddenin ışınlarının oluşumu hakkında, henüz daha bir netlik yok fakat bu tür jetlerin iç işleyişini keşfedebildiler.

Bunun için karadelik sistemlerinde patlamaların parlaklığı esnasında, kesin zamanı durdurdular. Zamanı durduklarında gördüler ki, salınımların, görünür ışık aralığından ziyade X-ışınları aralığında görülebilecek şekilde, bir saniyede onda biri aralığındadır. Bu gözlemi, X-ışını radyasyonunun kara deliğin yakınındaki hızlı partiküller tarafından yayılacağı ve görünür ışığın püskürtücülerden daha uzakta ortaya çıkacağı şekilde açıklıyorlar. İki yerde arasındaki mesafe ana hızlanma alanı olarak yorumlanır.

Ölçülen zaman gecikmesinden ve parçacıkların hızı ile orantılı olsa da, bu alanın boyutu yaklaşık 30.000 kilometredir. Bu boyut, gözlemlenen her iki sistem için de aynıdır, ancak boyutları ve durumları bazen önemli ölçüde farklıdır. Gök bilimciler, bu tür püskürtmelerdeki ana hızlandırıcı alanının büyüklüğünün esasen kara deliğin kütlesine bağlı olduğu sonucuna varıyor.

Bu demek oluyor ki, daha fazla kütle, daha büyük hızlandırıcı alanı yaratıyor.
Bu teori, bilim adamlarının daha uzun bir zaman gecikmesine sahip oldukları ve dolayısıyla daha büyük bir hızlandırıcı aralığının türetildiği süper öldürücü kara delikler üzerine yapılan çalışmaları, tarafından da desteklenmektedir.
Gandi, yaptığı açıklamada "Biz heyecanlıyız, çünkü jetin iç kısmı için ayırt edici bir kriter belirledik" dedi. Bilim adamları, analizlerinin her ölçekteki kara deliklerin jetleri için birleşik bir teori geliştirmesine katkıda bulunmasını umuyor.

Araştırmacılar jetlerin, birkaç yıl önce bu çeşmenin demir ve nikelden oluştuğunu fark etmişlerdi. Hız konusunda bir şeyler söylemek de mümkün oldu: Işık hızının üçte ikisi olan saniyede yaklaşık 200.000 kilometre uzaya ateş ediyorlar.

Özgün Çeviri : İnanç Kaya
Kaynak : http://www.spiegel.de/wissenschaft/weltall/wie-forscher-in-jets-von-schwarzen-loechern-blicken-a-1176110.html

Yeni Orangutan Türü Keşfedildi

... Ve muhtemelen çok yakında soyu tükenecek.: Sumatra (Endonezya)' da yeni tanımlanan bu türün son bireyleri de ölmek üzere.

Batı Sumatra, Batang Toru ormanında, izole edilmiş bir şekilde yaşayan bu orangutan türü yeni bir popülasyon türüdür.  Antropolog ve korumacı Erik Meijaard raporuna göre, bu yeni keşfedilen orangutan türünün genetiği,  Christended Pongo Tapanuliensis türleri popülasyonuna daha yakın. Bildiğimiz klasik orangutanlardan ise kafaları daha küçük ve yüzleri daha sığ.   



Zaten yaklaşık 100 yıl öncesinden. bir araştırmacı bölgede büyük maymun popülasyonu yaşadığını bildirmişti. Uzmanlar ölü bir hayvanin izinden ancak bu türü keşfedebildiler. Diğer orangutan türleri arasında genetik testler ve karşılaştırmalar yapıldı. Buna göre, Batang Toru türü orangutanların, sekiz milyon yıl önce bir kara köprü ile adaya göç ediyor. Orijinal orangutanlar ilişkileri sonucu yeni tür gelişiyor. Bununla birlikte, yeni türün sadece yaklaşık 800 bireyi var. Bu onu en tehlikeli maymun türü yapıyor çünkü hayatta kalmak için saldırmak ve kendilerini korumak zorundalar. P. tapanuliensis ve bu yeni tür orangutanlar, muhtemelen 21. yüzyılın sonunda, hayatta olmayacak.Ayrıca, Endonezya hükümeti bölgede bir baraj inşa etmeyi planlıyor, bu da yaşam alanlarının kısıtlanmasından dolayı,  türlerin yok olmasını hızlandıracaktır.

Özgün Çeviri : İnanç Kaya

Kaynak : http://www.spektrum.de/news/neue-orang-utan-art-entdeckt/1515379

27 Eylül 2017 Çarşamba

Dünyanın En Büyük Faresi Keşfedildi,

Tiksinti ile yüzünüzü buruşturmadan haberi okumanız dileğiyle, bu keşifin aslında neden çok geç yapıldığını ve nerede keşfedildiğini açıklayalım.

Papua Yeni Gine, Güney Denizi Adalar grubunda son 80 yıldır, ilk defa bir kemirgen hayvan keşfi yapıldı. Sebebi ise endüstriyel ağaç üretilmeyen, tamamen kendi ekolojik sistemi ile doğal olan bir ada olması. Bu tür yerler artık dünyada çok ender olarak bulunuyor. Kemirgenimizin bu dev grubuna Uramys Vika adi verilmiş.


Bu dev fare tam yarım metre uzunluğunda ve yarım kilo ağırlığında. Hindistan cevizi yemekten hoşlanıyor. Araştırmacı Tyrone Lavery ve ekibi, Vangunu ve Solomon adalarında yaptıkları araştırmalarda ve yerlilerden aldıkları bilgiler eşliğinde, kemirilmiş bırakılmış hindistan cevizlerinin hangi canlının yemiş ve bırakmış olduğunu araştırmak için 2010 yılından beri, uzunca bir uğraş verdikleri halde bu kemirgeni bulamamışlardı.

Yıkılan bir ağacın yanında buldukları dev fare ölüsünü görünce incelemeye aldılar, nereden geldikleri, ataları vs, ile ilgili çalışmalar "Journal of Mammalogy" dergisinde yayınlandı. Küçük bir adada hızla ormansızlaşmaya bağlı olarak nadir bulunan türlerin tükenmesi tehdidinin bu adalarda da sorun olduğunun ve tropikal ormanlarda yeni türlerin keşfinin çok zor olduğunun, ayrıca altını çizdiler.

Lavely ve ekibi bu özel keşif kemiriciyi diğer türleriyle karşılaştırdı ve genetik miraslarını inceledi. Analizler gerçekten de bunların yeni bir  tür olduğunu, atalarının denize düşmüş ağaç parçaları ile sürüklenerek bu adaya yerleşmiş kemirgenler olduğunu buldular. Bu adada bulunan türler, doğal koşullar ve iklim şartlarına uyum ile kolay kolay başka yerlerde bulunamayacak, şartlara göre evrimleşmiş canlı türleridir diyerek incelemesini rapor halinde de yayımladı.

Resimde ise farenin çizilmiş, sembolik halini görüyorsunuz.


Özgün Çeviri : İnanç Kaya
Kaynak : http://www.spiegel.de/wissenschaft/natur/uromys-vika-forscher-entdecken-riesenratte-in-der-suedsee-a-1170086.html





Venüs'te Yaşam İzleri Bulundu

  Venüs'te Yaşam İzleri Bulundu 450 dereceden fazla sıcaklığı bulunan, güneş sisteminin yaşama en düşman gezegeni Venüs`te, nasıl olurda...