teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2021 Cumartesi

Hipersonik Yolcu Uçağı Mach 6

 Çin`den Müthiş Bir Teknoloji 

Hipersonik Yolcu Uçağı, Mach-6


Bu haberi verirken neden müthiş bir teknoloji dedigimizi makaleyi okudukca daha iyi anlayacaksınız. Havacılık dilinde Mach ses hizi demektir. Deniz seviyesinde saatte 1227 km`lik hız ses seviyesi olarak baz alınır. Günümüzde kullanılan en gelişmiş yolcu uçaklarının hızı, işte bu ses hızının 0,8 katıdır. Sadece 1996 yılında bir Concorde yolcu uçağı ses hızını aşarak 2160 km hıza ulaşmıştı. 


Çin`in geliştirdiği hipersonik yolcu uçağının hızı ise tam 7.413 km/s ve ticari uçuşları 2035 yılında başlayacak . Pekin Teknoloji Enstitüsü (BIT), South China Morning Post`a yaptığı sunum ve açıklamada uçağın yapılma amacını ve uçağın özelliklerini detaylı bir şekilde anlattı. 


Sunumda gösterilen Mach-6 süpersonik uçağı, 100`den fazla yolcu alabilen bir Boeing 737-700`ün üçte bir uzunluğunda ve on yolcu taşıma kapasitesinde. Concorde süpersonik yolcu jetlerine benzer bir şekli var ve aynı bu uçaklarda olduğu gibi delta kanatlara sahip. Çin konseptli bu süpersonik yolcu uçağında ise, Concorde'un kontrol etmek icin sahip olduğu arkasındaki dikey dengeleyici. uçağın kanatçıklarında bulunuyor ve uçak, gövdesinin üzerine yerleştirilmiş iki jet motoruyla çalışıyor. 


Uçağın yapılma amacı ise, elbette en kisa sürede seyahat edebilme isteği. Önemli ölçüde daha kısa uçuş süreleri sayesinde Çin`den dünyadaki herhangi bir yere bir saat içinde ulaşılabilecek. Pekin (Çin)- New York (ABD) arası yaklaşık 11 bin km ve şuan ki teknoloji ile uçuş süresi 13 saattir. Basında çıkan habere göre bu hipersonik uçak, Mach-6`ya yani ses hızının altı katına ulaşabilecek. 


Şu anda dünyada hiçbir ülkede hipersonik yolcu uçağı yok iken nasıl oldu da Çin böyle bir teknolojiye sahip oldu? 


Çünkü bilim ve teknoloji adım adım ilerler. Hipersonik teknolojiler üzerine oldukça fazla yatırım ve insan kaynakları ayıran Çin hükümeti, hipersonik uçak yapmadan önce, hipersonik silahlar yaptı. Ayrıca Çin, dünyanin en hızlı hipersonik rüzgar tünellerine de sahip. 


Pekin`deki Belhard Üniversitesinden havacılık bilimi ve mühendisliği alanında öğretim üyesi Wu Dafang, Mars ve Ay programlarının tanıtımında da önemli bir rol oynayan Liu Rui`de Çin`in Süpersonik uçak geliştirme ekibinin içinde yer alan müthiş beyinlerdir. Çin`de birden fazla hipersonik rüzgar tüneli olduğunu söyleyen Wu, bu tünellerin dünyada hipersonik araçlar için inşa edilen en güçlü ve gelişmiş test merkezlerinden olduğunu ifade etti. Dolayısıyla bu tünellerle sahip olmak, teknolojileri geliştirme ve deneme açısından açık bir avantaj sağlıyor. Ayrıca bu yarışta geri kalmamak için,  ABD ve Rusya`nın da hipersonik uçaklar üzerine araştırmalar yaptıklarını, kendi modellerinin geliştirilmesi için uğraş verdiklerini de hatırlatalım. . 



İşte bu kadar yatırım ve akıl gücü sayesinde, Çin Hükümeti, 2019'da Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 70. yıldönümünde düzenlenen geçit töreninde, Çin`den ABD'ye on beş dakikadan daha kısa bir sürede ulaşabilen hipersonik bir silahi gururla sunabilmişti. 


Silahın geliştirilmesi sırasında kazanılan bilgiler artık sivil uçaklara akıyor ve teknolojinin gelişmesi inanılmaz bir altyapı ve bilgi birikimi ile devam ediyor. Bu kapsamda hipersonik uçak programı, 2025 yılına kadar tüm kilit bileşenlerinin geliştirilmesini hedefliyor ve 10 yolcu kapasiteli hipersonik uçak filosunun 2035 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor. 100'den fazla yolcu içeren hipersonik uçakları da gündemine alan Çin, bunun için hedefini 2045 olarak şimdiden belirledi.



Çeviri : İnanç Kaya

Kaynak : https://www.forschung-und-wissen.de/nachrichten/technik/mach-6-china-entwickelt-hyperschall-passagierflugzeug-13375180

2 Temmuz 2021 Cuma

Alzheimer Hastalarının Beyinlerinde Keşfedilen Metaller

Alzheimer Hastalarının Beyinlerinde Keşfedilen Metaller

Araştırmacılar, ölen iki Alzheimer hastasının beyinlerinde küçük elemental bakır ve demir birikintileri keşfettiler. Alzheimer hastalığına sebep olan metal birikimleri, Alzheimer hastalığında doğal sonuç diye kabul edilen amiloid plakların ve yanlış katlanmış proteinlerin çekirdeklerinde bulundu. 


Yüklü demir ve bakır iyonları sağlıklı insanlarda bile beyindeki sayısız enzim ve proteinde bulunur, ancak Alzheimer ile bağlantılı elementer metal parçacıklarının tespiti yenidir. Bu metalik nanoparçacıkların nasıl oluştuğu ve nörodejeneratif hastalıklar üzerinde ne gibi etkileri olduğu sorusunu gündeme getirdi.


Demir ve bakır iyonları, beynin normal işleyişinde önemli bir rol oynar. Birçok enzim ve protein, pozitif yüklü metal parçacıkları içerir. Bunlar, örneğin, diğer maddelerle reaksiyona girerek, beyinde haberci maddelerin üretimine katkı sağlar. 


Şimdiye kadar, metallerin her zaman yüklü bir biçimde, yani iyonlar olarak, örneğin demir oksit veya bakır oksit olarak mevcut olduğu varsayılmıştı. Fakat beynimizde farklı yük durumları alabildikleri anlaşıldı. Örneğin: Bakır iyonları tek değerli veya iki değerli (Cu + ve Cu 2+ ), demir iyonları iki değerli veya üç değerli (Fe 2+ ve Fe 3+) olabilir.). 


Bu çok önemlidir. Çünkü, farklı yüklü iyonlar arasındaki denge, sağlıklı beyin kimyası için önemlidir. Daha önceki çalışmalar, orandaki bir kaymanın Alzheimer'a özgü amiloid plaklarının oluşumuyla ilişkili olabileceğini zaten göstermişti.


Amiloid plaklardaki elemental metal

Büyük Britanya'daki Keele Üniversitesi'nden James Everett liderliğindeki bir ekip tarafından, Alzheimer hastalarının beyinlerindeki metallerin dağılımı ve kimyasal durumu araştırıldı. 


Bunu yapmak için araştırmacılar, ölen iki Alzheimer hastasının ön ve şakak loblarından aldıkları amiloid plak çekirdeklerini analiz ettiler. X-ışını mikroskobu altında, araştırmacılar plaklar içinde çeşitli iyonize demir ve bakır formları tespit ettiler ve sürpriz bir şekilde, metallerin temel formlarında ki nanoparçacıklarını da keşfettiler.


Araştırmacılar, "Bildiğimiz kadarıyla, bu, insan dokusunda elementer metalik bakır ve demirin ilk kanıtı. Bu keşif, metal nanoparçacıkların beyindeki üretimi ve rolü hakkında, oluşumlarının nöropatolojik süreçlerle ilişkili olup olmadığı gibi büyüleyici yeni soruları gündeme getirdi." diye açıklama yaptılar. 


Araştırmacılar, keşfin Alzheimer hastalığının ve ilgili nörodejeneratif hastalığın kökenleri hakkında yeni bilgiler sağlayabileceğine inanıyorlar. 


Önemli bir soru, temel metal parçacıkların nasıl ortaya çıktığıdır. Araştırmacılar, "Bunun için çeşitli makul açıklamalar var" diyor. 


Bir olasılık, zararlı plakların oluşturan protein beta-amiloidin sorumlu olmasıdır. Bu proteine ​​bağlı demir ve bakır iyonları kimyasal olarak doğrudan indirgenebilir. Everett ve meslektaşları, "Bakır ve amiloid betadan yapılan bileşiklerin, biyomoleküllü diğer bakır komplekslerine kıyasla yüksek indirgeme potansiyeli göz önüne alındığında, bu düşünülebilir" diye açıklıyor. Aslında, çalışmalarıyla beta amiloidin iki değerli bakırı tek değerliye indirgediğini gösterebildiler. 


Başka bir olasılık, enzimlerin süreçten sorumlu olmasıdır. Araştırmacılar, "Çeşitli bakteri, mantar ve bitkiler, bakır ve demirden yapılanlar da dahil olmak üzere temel metalik nanoparçacıklar üretiyor. Fakat hâlâ bu sentezlerin mekanizmaları tam olarak anlaşılmadı. Ancak, bazı durumlarda glikozun oksidasyonu ile birlikte enzimatik indirgeme yolunu kullanarak, gerçekleşebileceğine inanılmaktadır." dedi. Buna benzer mekanizmalar insan beyninde de bulunabilir.


Temel metalik nanoparçacıkların beyinde oynadığı rol hala net değil. Özellikle reaktif oldukları için oksidatif strese neden olan reaktif oksijen türlerinin oluşumuna yol açabilirler. 


Araştırmacılar, "Bu, beyindeki inflamatuar süreçleri teşvik edebilir ve beynin etkilenen bölgelerinde nöronal yetmezliğe katkıda bulunabilir" diye açıklıyor. 


Öte yandan, özellikle reaktif olan bu metal parçacıkların amiloid plaklarda hapsolması, diğer beyin yapıları üzerindeki zararlı etkilerini önleme mekanizması sebebiyle olabilir. Bilim insanları, "Bu soruların cevabı için hem sağlıklı bireylerde hem de Alzheimer hastalığı olan kişilerde insan beynindeki amiloid plakların oluşum ve parçalanma süreci daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuyor" diye vurguluyorlar.


Bu alandaki diğer bulgular bir gün yeni tedavi yaklaşımlarına da yol açabilir. Araştırmacılar, "Amiloid yapılarla ilişkili kimyasal olarak azaltılmış bakır ve demir, etkilenen beyin bölgelerindeki oksidatif stresi azaltmayı amaçlayan alternatif Alzheimer terapileri için yenilikçi bir tedavi biçimi olabilir. Bu keşif, metallerin nörokimyası ve metal toksisitesinin nörodejeneratif hastalıklardaki rolü hakkındaki anlayışımızı yeniden tanımlama potansiyeline sahiptir" diyorlar. 


Çeviri :İnanç Kaya 

Kaynak : https://www.wissenschaft.de/gesundheit-medizin/metalle-im-gehirn-von-alzheimer-patienten-entdeckt/

1 Haziran 2020 Pazartesi

Bir Bilim Kurgu Daha Gerçek Oldu

Holodeck teknolojisinden bahsediyoruz.Bilim insanları sonunda, işitilebilir ve dokunsallığı hissedilebilir olan hologramlar geliştirebildiler.

Tüm bilim kurgu hayranlarının beklediği bir mesajdi bu. Onun için bu gelişme bilim insanlari arasında olduğu kadar, bilim kurgu meraklıları arasında da büyük bir heyecan yarattı.

Bilim insanlari, dokunduğunuzda hissedebileceğiniz bir 3D hologramı projelendirebildiler. Hologram ayrıca çeşitli renk tonlari da yayabiliyor.


Bringhton (İngiltere) de gerçekleştirilen bu araştırma gösteriyor ki: Star Trek gibi bilim kurgu dizilerinde olduğu gibi, hologram teknolojisi gelecekte bizlerin de günlük yaşamınin ayrılmaz bir parçası olacak. Ancak Star Trek bilim kurgu dizisindeki gibi, işleyen bir holodeck teknolojisine kavuşmada hala daha yolun başındayız.

Bununla birlikte, İngiltere'deki Sussex Üniversitesi'nden Ryuji Hirayama ve meslektaşları, şimdiye kadar kullanılan hologram teknolojisinde devrim yaratmayı ve Star Trek'in kurgusal holodeck'ine çok daha yaklaşmayı başardılar.

Bilim insanları, yüzeyini gerçekten hissedebileceğiniz üç boyutlu bir hologram tasarladılar. Araştırmacıların Nature dergisinde bildirdiği gibi ayrica bu hologram farklı renk tonlari da yayabiliyor .

Peki bunu nasıl oldu?

İlk olarak akustiği havaya kaldırmayı başardılar. Bu şekilde, ultrasonik dalgalar küçük ışıklı parçacıkları hareket ettirdi ve aynı zamanda havadaki sesler ise dokunsal direnç üretti.

Bilim adamları, 2018'de geliştirilen multimodal akustik tuzak ekranını yeni hologramlarının temeli olarak kullandılar. Bunlar MATD olarak adlandırılan serbest yüzen projeksiyonları sağladılar. Bu tip hologram ile, küçük parçacıklar lazer ışınlarıyla hareket ettirildi ve hedeflenen şekilde de aydınlatıldı.Sonuçta da bu durum insan gözü için bir hologram oluşturdu.

Ancak, burada bilim adamları parçacıkları kontrol etmek için lazer ışınları kullanmak yerine ultrasonik dalgalar kullandılar. Kullanılan ses basıncı, parçacıkları süspansiyon halinde tutan akustik bir alan oluşturdu. Parçacıklar saniyede 100 defaya kadar pozisyon değiştirebildıler. Böylelikle LED'lerin aydınlatması ile göz için görünür, yüzen ve hareketli bir görüntü oluşturuldu. İşte buna hologram diyoruz.

Piyasada bulunan malzemelerle üretilmiştir

Bilim adamları prototiplerini sadece uzman mağazalarda bulunan ucuz malzemelerle tasarladılar. Cihaz yaklaşık bir mikrodalga boyutundadır ve serbestçe düzenlenmiş toplam 512 ultrason hoparlöründen oluşur.

İlk testlerinde, araştırmacılar holografik olarak dönen bir dünyayı tasvir ettiler. Bu dünyanın içinde, harfler, sihirli bir küp ve iç içe geçmiş halkalar bulunmaktadir.

Hologram işitilemez bir sesle üretildiğinden, enerjiyi havada taşır ve orada tutar. Bu, enerjinin bir yan etkisi dokunulduğunda cildi tahriş edebilir.

Bilim adamları hologramı çok ucuza ve sadece ticari olarak temin edilebilir malzemelerle inşa ettiklerini vurgulayarak, hala iyileştirilmesi gereken yerler oldugunu söylediler. Hologram teknolojisi önemli ölçüde geliştirilebilir bir teknolojidir. Örneğin, daha yüksek frekanslar, daha güçlü ultrason hoparlörleri ve optimize edilmiş yazılım, daha net görüntüler ve daha yoğun dokunuşlar sağlayabilir.


Çeviri : İnanç Kaya

Kaynak: https://www.forschung-und-wissen.de/nachrichten/technik/wissenschaftler-haben-hoer-und-fuehlbare-hologramme-entwickelt-13373556

28 Temmuz 2018 Cumartesi

Gelecekte, Dünyayı değiştirecek 10 teknoloji


Bölüm 1

1) Otonom sürüş 

tekerlekler insan olmadan hareket edecek.
Geleceğin arabasında direksiyon ve gaz pedalı yok. Arabayi trafikte yönlendirmemize gerek yok, bu akıllı bir bilgisayar sistemi tarafından gerçekleştirilecek. Otonom araçların yollara hakim olması sadece zaman meselesidir. Hemen hemen tüm otomotiv şirketleri zaten bunları geliştiriyor. Otomobiller birbirleriyle iletişim kurabilecek, trafiği optimize edecek. Egzoz dumanı, kaza ve daha az hava kirliliği olacaktır. Otobüsler de Tramvaylar ve trenler bağımsız olarak kontrol edilebilecek. Gelecekte, sadece birkaç kişi kendi sürücü ehliyetine sahip olacak. Kendi başına bir araba kullanmak, sadece belirlenmiş rotalarda izin verilen bir hobiye dönüşecek.

2) Blockchain 
Güvenli Elektronik Ticaret

Hassas verilerin tamamen güvenli olduğu bir internet - yakın zamana kadar, sadece bir umuttu. Bu umut, Blockchain ile bir gerçeklik haline gelecek.Büyük çoğunlugumuz bu terimi sadece Bitcoin ve Ethereum gibi kripto para birimleriyle bağlantılı olarak bilir. Bununla birlikte Blockchain, verilerin genel olarak yönetilmesini ve siber saldırılardan korunmasını sağlayan bir teknolojiyi demektir.

Bu, onun çalışma prensibinden kaynaklanır: "blok" olarak adlandırılan her biri, kriptografi kullanılarak genişletilebilen ve birleştirilebilen kayıtların bir listeyi bünyesinde barındırma özelliğinden dolayı kusursuzdur.. Bloklar, sirasiyla ilgili bir önceki bloğun, bir zaman damgası ve işlem verileri hakkında bilgi içerir. Bir blok sonradan değiştirilirse, sonraki tüm bloklar da değişecektir. Herhangi bir müdahale çok görünür ve anlaşılabilir. Bu teknoloji dijital para birimleri içinde yapılıyor. 

Her türlü elektronik bilgi alışverişinde ve kaydedilmesinde de, insanoğlu rahatça kullanılabilecek. Sağlık verilerini, seçim oylarını, eğitim sertifikalarını veya vergi ile ilgili verileri üzerinde hiçbir oynamaya izin vermeden kayıt altına alabilecek. Buna ek olarak, yöntem çok güvenilirdir: Katılımcı sunucular merkezi olmayan bir ağla bağlantılı değildir. Bir hata oluşursa, katılan her sunucunun veri kopyası vardır. Bu, ekonomiyi önemli ölçüde değiştirebilir çünkü elektronik ticaret gerçekten güvenli olacaktır. Blockchain, verileri gerçek zamanlı olarak depolar, böylece büyük miktardaki güncel bilgiler hızlı bir şekilde değiştirilebilecek.
3) Genom Düzenleme 

Ölçü ve Siparişle İnsan Yapma

Bir kişinin doğumdan önceki görünümünü ve zekasını tanımlamak, siparişe göre ayarlamak, geleceğin korkunç bir vizyonu gibi görünür olabilir ama. gerçek şu ki, artık bunun gerçekleşmesine, o kadar uzak değiliz. Genetik mühendisliğinin gelişimi, CRISPR / Cas9 gen makasının icadı ile gerçekten çok başarılı olmuştur. Bununla birlikte, genetik malzeme nispeten kolay ve hassas bir şekilde manipüle edilebiliyor. Bu, tıbbi genetik mühendisliği tarafından planlandığı gibi DNA'nın hasarlı bölümlerini çıkarmak ve değiştirmek için kullanılsa da.. genetik malzemeyi spesifik olarak değiştirmek ve örneğin canlı varlığın gelişim sürecine müdahale etmek için gen makası da kullanılabilecek.

Şimdiden, hayvanların kök hücrelerinde, bu, birçok laboratuvarda dünya çapında uygulanmaktadır. Gelecekte, bu teknolojinin radikal fırsatlara yol açması çok olasıdır.. Bir yandan, hastalıklar daha iyi tedavi edilebilecek, insanların fiziği ve zekayı optimize edilecek, aynı zamanda yaşlanma sürecine de karşı konulabilecek.. Bir noktada insanlar kesinlikle teknolojinin potansiyelini sonuna kadar kullanacaklar. Genetiği değiştirilmiş organizmalar - insanlar dahil - muhtemelen gelecekte gündelik hayatın sıradan bir parçası olacaktır.

Gelecekte, Dünyayı değiştirecek 10 teknoloji

Bölüm 3

7) Nükleer Füzyon

Yüksek verimli enerji üretimi
Nükleer füzyon araştırmasının amacı, güneşe benzer bir şekilde enerji üretmektir. Füzyon sürecinde, iki atom çekirdeği birleşir. Güneşte yaklaşık iki hidrojen çekirdeği bir helyum çekirdeği oluşturur. Kural olarak, büyük miktarda enerji açığa çıkar. 20.ci yüzyılın ortalarından beri araştırmacılar bu şekilde enerji kazanmaya çalışıyorlar.
Ancak teknik zorluklar devasadır, çünkü çok yüksek ısıya ve çok yüksek basınca ihtiyacınız vardır. Süreç, hızlı bir şekilde elden çıkabileceğinden, büyük riskler de taşır. Ek olarak, yeterince korunmuş olması gereken tehlikeli nötron radyasyonunu salgılar. Birçok bilim insanı, 2030'larda ilk gerçekçi testlerini gerçekleştirmesi beklenen Fransa'daki deneysel nükleer füzyon reaktörünün yapacaklarını merakla bekliyor. Bilim insanları, sisteme manyetik alan aracılığıyla bir plazma dahil etmek istiyorlar. Bu, hidrojen çekirdeğini kaynatmak için gerekli basınç ve ısıyı sağlayacak. Her ne kadar teknoloji yavaş gelişse de, birçok uzman, ilk kez “füzyon akımı” nın prizden çıkmasının sadece bir zaman meselesi olduğuna inanıyor. Fosil yakıtlar yakında bayağı azalacak. Nükleer füzyon yenilenebilir enerji üretimini tamamlayabilir.

8) Yapay Zeka 

Homo sapiensler için Rakipler
Yapay zeka denilınce, insandan bağımsız olarak kendi kendine öğrenebilen ve böylece daha fazla "akıllı" hale gelebilen bilgisayar programlarını anlıyoruz. Bu bağlamda yapay zeka, belirli görevleri insandan çok daha iyi gerçekleştirebileceği anlamına gelir. Strateji oyunları oynamak veya fotoğraflarda yüzleri tanımak gibi. Kendini öğrenme davranışı ile yapay zeka, bu yeteneğini, insandan çok daha iyi bir şekilde ustalaşana kadar geliştirmeye devam eder. 

Zaten bugün, yapay zeka görüntü tanıma veya veri analizi de dahil olmak üzere belirli alanlarda kullanılmaktadır. Bununla birlikte, yapay zeka araştırması, belirli problem çözme sürecinden, temel olarak her şeyi öğrenebilen kapsamlı bir yapay zekaya doğru hareket ediyor. Bunu yapmak için bilim adamları sistemleri kullanıyor Beynimizin sinir ağına benzer şekilde çalışırlar. Günlük yaşamın birçok alanında, yapay zekalar, insanlar için seçimler yapacak.
Ya yaratıcı alanlarında veya daha fazla alanda bizden daha üstün olacaklarsa? Böyle bir senaryonun nasıl biteceği, hayal etmek bile korkunç. Bu nedenle, kişi yapay zekanın sunduğu olanaklardan yararlanmak istesek de, potansiyel tehlikelerine her zaman dikkat etmeliyiz.

Gelecekte, Dünyayı değiştirecek 10 teknoloji

Bölüm 2

4) Nanoteknoloji 

Atomlar ve Moleküllerin Dünyasını Tasarlama 

Pek çok nanoteknolojiyi duyanların favori vizyonu, sadece vücutta dolaşan ve doğru yere ilaç veren minik moleküler makineler olduğudur. Fizikçi Richard Feynman 1959'da "Altta çok yer var" konulu bir konferans verdi. Molekül ve atom dünyasında büyük bir potansiyel olduğunu söyledi. 1990'larda, birkaç uzman, nanoteknolojinin 21. yüzyılın temel teknolojisi olacağına inanıyordu. Şu ana kadar bu beklentileri karşılama sanılandan daha yavaş oldu. Bununla birlikte, yeni nano ölçekli bulgular ve teknikler ile ilgili çok sayıda yayın durmuyor. 

Örneğin, araştırmacılar nano parçacıklar ve moleküller ile motorlar inşa ediyor DNA iplikçikleri hakkında veri depolama veya küçük elektronik bileşenler ve sensörler oluşturma alanlarında çok yol kat ettıler. Bu nanoteknolojik icatlar tıp, malzeme bilimi, bilgisayar teknolojisi ve biyoteknolojide birçok şekilde uygulanabilir. Nanoteknoloji bu nedenle geleceğin dünyasını kesinlikle kapsamlı bir şekilde şekillendirecektir.

5) Hologramlar 

Gerçeklik Kopyaları

Bunu bilim-kurgu filmlerinden biliyoruz: Odadaki muhatabın gerçekçi, üç boyutlu bir görüntüsü aniden ortaya çıkıyor. Kişi hareket ediyor ve her yönden görülebiliyor. Bu, çoğu insan için eğlenceden ibaret.
Fakat, genel olarak, holografi terimi başlangıçta tüm bilgilerin ışık dalgaları tarafından depolandığı ve daha sonra yeniden üretildiği bir teknik anlamına geldiği için. bu teknoloji, bir nesnenin veya bir kişinin gerçek hayatta temsil edilmesini mümkün kılar. Bu, bugün zaten mümkün ve örneğin sanatta kullanılmaktadır. Ancak, çoğu hologram hareket edemez. Her taraftan görülemezler, ancak sadece ışık dalgalarının kaydının yapıldığı yönden görülür.. 

Dünyadaki araştırmacılar bunu değiştirmek için çok çalışıyorlar. Bu sihirli küpün şimdiye kadarki görünümleri en fazla birkaç santimetre ile sınırlı ve hareketleri hala çok ilkel. Ama bu yakında değişecek.

6) İmmünoterapi
    Tıpta Devrim

İmmünoterapi, hastalıkla savaşmak için vücudun kendi savunma sistemini kullanır. Özellikle kanser için büyük bir umut doğurdu. Şimdiden bazı başarılara imza attığını biliyoruz. Örneğin, Amerikalı bilim adamları kan kanseri hastalarından bağışıklık hücrelerini almış ve genetik olarak onları dejenere hücreleri tanımak ve savaşmak için yapılandırmıştır. Bu hedefli seri katili vücuda tekrar enjekte ettiler, Bu seri katiller daha sonra vücutta çoğaldılar ve tüm kanser hücrelerini yok ettiler. Tedaviden sonra hastalar tamamen iyileşti. Hatta artık umut olmayan çok ileri hastalığı olanlar bile bu metod ile kurtuldu. Başka bir immünoterapi formunda ise, araştırmacılar hastalıklı hücreleri işaretleriyorlar, böylece vücudun bağışıklık sistemi onları daha iyi tanımlayabiliyor.

Şimdiye kadarki denemelerde ki kısmen şiddetli yan etkiler, henüz yeterince kontrol altına alınmış değil. Üzerinde çalışılıyor. Birçok hekim hala immünoterapinin ilacı devrim yapacağı görüşüne katılıyor.

Çeviri: İnanç Kaya
Kaynak: https://www.spektrum.de/…/10-technologien-die-die-w…/1580904

Gelecekte, Dünyayı değiştirecek 10 teknoloji


Bölüm 4
9) Kuantum Bilgisayar
Veri Dünyasında Yeni Standartlar
Bu fikir 1980'lerin başlarında ortaya çıktı: Hesaplama birimi olarak sadece 0 ve 1 değerlerini kabul etmeyen bir bilgisayar hayal edin., Şu an elimizdeki bilgisayarlar bu kadar kısıtlı ve belirli bir dereceye kadar her değeri de kabul edebilen bir bilgisayardir. Böyle her degeri kabul eden bir sistem, bilgisayarın gücünü patlatır.

Şimdiki sistemde, istenilen işlemi gerçekleştirmek için kuantum mekaniğin sadece iki durumu kullanıla biliniyor.. Kuantum bilgisayarlar, yalnızca iki durumundan birinde değil, herhangi bir örtüşme durumunda da, süperpozisyonlar olarak adlandırılan sistemlerdir. Bunun bir örneği, bir elektronun spinidir, başka bir deyişle, atomların veya moleküllerin enerji seviyeleridir. Zor olan şey, böyle kuantum sistemlerinin kontrol edilmesi çok zor olmasıdır. Buna ek olarak, kullanışlı bir uygulama için bu tür birçok kubitleri birbirine bağlamanız gerekir. Dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar çözüm üzerinde çalışıyorlar. Aslında, birkaç kubit'i birleştirdikleri küçük "kuantum bilgisayarlar" oluşturdular. Bu tür sistemlerin geleneksel bilgisayarlardan çok daha güçlü olduklarını kanıtlaya bildiler.

Yine de, prototipler şimdiye kadar sadece çok özel problemleri çözüyor.Uzmanlar bu teknolojinin mevcut bilgi teknolojisinde devrim yapacağını ileri sürüyor. Buna ek olarak, kuantum bilgisayarlar ilk kez, kuanta dünyasını tam olarak tanımlayabilir ve böylece kendilerini bir şekilde çözebilirler. Uzmanlar teknolojinin mevcut bilgi teknolojisinde devrim yapacağını ileri sürüyor. Buna ek olarak, kuantum bilgisayarlar ilk kez, kuanta dünyasını tam olarak tanımlayabilir ve böylece kendilerini bir şekilde çözebilirler.

10) Sanal Gerçeklik

İkinci Bir Gerçek

Gözlerini aç ve aniden başka bir dünyadasın: sanal gerçekliğe hoş geldiniz! Bu teknolojinin önceki uygulamaları genellikle video oyunları ve film projeleri ile sınırlıdır. Ancak, yakında, sanal dünya gündelik hayatımızın ayrılmaz bir parçası olacak, çünkü teknoloji hızla gelişiyor. İleriki kuşaklar, sanal dünyalarda zamanlarının büyük bir kısmını harcayacaklar. Orada görevler yapacaklar, yeni beceriler öğrenecekler ve cinsel zevkler de dahil olmak üzere her duyguyu gerçeği kadar gerçek yaşayacaklar. İşletmeler, ürünlerini sanal gerçeklikte lezzetli hale getirebilir. Müşteriler bunları deneyebilir ve sanal mağazayı istedikleri gibi tarayabilir.

IKEA'nın sanal ortamı bunun ilk örneği. İşverenlerin, örneğin, yeni makinelerin nasıl işlediğini öğrenmek için çalışanlarını sanal gerçeklikte eğitmeleri beklenmektedir. Özellikle, artırılmış gerçeklik (aynı zamanda Artırılmış Gerçeklik olarak da bilinir) sözde önemli bir rol oynayabilir. Sanal elemanlarla gerçek bir çevreden oluşur. Örneğin, artırılmış gerçeklikte, nesneler hakkındaki bilgi veya cihazlar için kullanım talimatları, gösterilebilinir. Sanal dünyadaki deneyimi daha da gerçekçi kılmak için, bilim adamları havadaki ultrasonik dalgalar üzerinde çalışarak, sadece görme değil hissetmenizi sağlayacak. geri bildirimler üretmeye çalışıyorlar. En son olarak, kendinizi bir çift kontakt lens ile böyle bir sanal gerçeklik içine sokabildiğiniz zaman, ister sevin ister sevmeyin, gerçek dünyaya, gerçek bir rakip olacaktır..

Çeviri: İnanç Kaya

Kaynak: https://www.spektrum.de/wissen/10-technologien-die-die-welt-veraendern/1580904

29 Mayıs 2016 Pazar

INANMAK ISTEMIYORUM, BILMEK ISTIYORUM !

  • insanlığa, "cosmos'un keşfi, kendi kendimizi keşif yolculuğudur" mesajı veren, "cosmos" isimli kitabında evrenin ve yaşamın sırlarını sorgulayarak "evrende hayat var mı?" sorusunu irdeleyen dünyaca ünlü bilim adamı Carl Sagan a ait bir söz.

    1972 yılında uzaya gönderilen Pioneer 10 aracına bir plaka eklenmişti. Bu plakada, dünya dışı zeki yaratıklara rastlama ihtimali için bir mesaj yer alıyordu. Resim ve bilimsel sembolleri kapsayan bu mesajı taşıyan plakayı öneren ve düzenleyen C.Sagan’dı
    Carl Sagan, Dünya dışında akıllı yaşamın araştırılmasından yanaydı. Bilim dünyasını, Dünya dışı akıllı yaşam formlarından gelen sinyalleri dinlemek için büyük radyo-teleskopları kullanmaya sevk etmiştir. Diğer gezegenlere sondalar gönderilmesi gerektiğini savunmuştur
    Ve Carl Sagan, bilimi toplumun her kesiminin anlayıp sevebilmesi için uğraşlar vermiş, belgesel ve görseller hazırlamış bir bilimadamıdır. 62 yaşında bundan 17 yıl önce kemik iliği kanserinden vefat etmiştir.

  • Benim en çok hoşuma giden yönü ise, eşini de bilimin içine katması ve ona hep aşkla bakması
    en ünlü ve düşündürücü sözleri ise :
    Nereye gittiğimi bilmiyorum fakat 'kendi' yoluma gittiğimi biliyorum.
    Öyle garip kavramlarla yetiştirilmişiz ki, bizden birazcık değişik bir kişi ya da toplumla karşılaşınca, onların bize yabancılığı nedeniyle güvensizlik duyuyoruz ya da nefret ediyoruz. Oysa her bir uygarlığın anıtları ve kültürü, insan olmanın değişik biçimde anlatımından başka bir şey değildir.
    İnanmak istemiyorum, bilmek istiyorum.

  • Bugünü anlamak için geçmişi bilmeniz gerekir.
    Muhteşem bir şey, bir yerlerde keşfedilmeyi bekliyor.
    Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.
Inanc Kaya Kizilkaya

Venüs'te Yaşam İzleri Bulundu

  Venüs'te Yaşam İzleri Bulundu 450 dereceden fazla sıcaklığı bulunan, güneş sisteminin yaşama en düşman gezegeni Venüs`te, nasıl olurda...