cevre kirliligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cevre kirliligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2017 Pazartesi

Mantarlar Mahvettiğimiz Toprağı Temizleyebilir,

Büyüleyici iplik de diyebileceğimiz mantarlar, doğa için, tencereye koyduğumuz yiyecekten çok daha fazlasıdır. Topraklarımız üzerinden binlerce kilometre boyunca gizemli ipler gibi dolaşıyorlar. Bazıları parazitler olarak yaşarlar ve acımasızca öldürürler. Diğerleri iş birliği üstatlarıdır.
Bu sözlerin sahibi biyolog Avusturyalı Robert Hofrichter, ailesi ile birlikte 4 yaşından itibaren gittiği mantar toplama gezmelerinden itibaren, mantarlara bir hayranlık beslemiş ve şimdi bir biyolog, doğal bir fotoğrafçı ve sayısız mantar kitabının yazarı.
Bay Hofrichter`in mantarlar hakkında söylediklerini dikkatlice okumak ve uygulamak, mantarları iyi tanımak belki de yaptığımız yanlışlar ile kaybettiğimiz tarımsal toprakları geri kazanmak için önemli olacaktır.
Hofrichter: Gerçekte, mantarlar bildiklerimizden çok daha fazladır. Gizlice yeryüzünde yaşayan gizemli filamentlerdir. (Biyolojik olarak ayrışabilen, doğal yollarla elde edilebilen bio plastik türü). Yüzlerce kilometre uzunluğundaki mantar, bir metre küplük orman topraklarında bulunabilir. Mantarlar topraktaki hemen hemen tüm mineralleri alarak, etrafını çevreleyen bitkilere salıyor ve buna karşılık ağaçlarda onlara, şeker tedarik ederek mantarların büyümesine izin verir. Ağaçlar şekerlerinin beşte birini mantarlara verebilir. İki milyar yıldır hayvan ve bitki cesetlerini çürütmede doğanın kullandığı temizlik işçileridir. Toplamda 1,5 milyon çeşidinin olduğunu tahmin etsek de bizler sadece 69 bin çeşidini biliyoruz ve bu kadarını adlandırdık.
Mantarlar toprağın yanı sıra bitkilerde ve canlılarda da gelişebilirler.. Yağmur ormanlarında karıncalara saldıran ve bitkiler üzerinde zombiler gibi tırmanmalarına neden olan bazı parazit mantarlar bulunur. Karınca, zehirli bir kokteylle öldükten sonra, mantar ipliklerinin vücutlarının dışına çıkmasını sağlar. Önümüzdeki birkaç gün içinde, hayvanın iç organlarını beslenir, meyve gövdesi olgunlaşınca da yeni bir kurbanı aramak için tekrar tatlı sıvı damlatırlar.
Mantarların çok özel bir yaşam tarzı var. Onlar, ne bitki ne de hayvandır. Mantarlar, bitkilerden farklı olarak fotosentez yapamaz, yemek zorunda kalırlar. Bu onları hayvanlara bitkilerden daha yakın yapar. Ancak, hayvanlardan farklı olarak, dişleri veya ağızları ile yemek yemezler. Bunun yerine, yiyeceklerini enzimlerle parçalarlar. Türüne bağlı olarak, enzimleri ile dünyanın hemen hemen her maddesini parçalayabilirler. Araştırmacılar, Amazon'da, bir plastik olan poliüretayı yiyen bir mantar bile buldu. Bu özelliğinden dolayı, kirli toprakları iyileştirmek için insanlar tarafından kullanıla bilinecek, mükemmel temizlikçilerdir mantarlar.
Örneğin, bitkiler zehirli toprakları terk ederse, toprak boyunca çapraz olarak büyüyen bazı mantarları dışarı atar. Mantarlar zehri parçalamakta ya da iplik haline getirmektedir.Kirli olan toprak arındıktan sonra (ki bu süre genellikle sadece bir yıl) tekrar zemin katta salata hazırlayabilir veya bir çocuk oyun alanını açabilirsiniz. Çernobil'de görüldüğü gibi, radyoaktivite bile mantarlara fayda sağlayabilir.
Mantarlar çölde ağaç dikmeye bile yardımcı olabilirler. Sahra'da iklim değişikliğinin bir sonucu olarak çok daha az suya sahip bir halde. Bununla birlikte, araştırmacılar, besleyici meyveleri olan jojoba ağacı ile çok başarılı bir şekilde deneyler yapıyorlar. Kökünü bazı mantarlarla köklendirirseniz, ağaçlar çok daha hızlı büyür. Nedeni: mantarlar toprağa çok derinden nüfuz eder ve suyun hâlâ mevcut olduğu yerlere ulaşır. Ağaca su sağlarlar, bu da onlara su ve vitamin ile can vermek demektir. Vitamin dediğime şaşırdığınızı biliyorum. Şöyle ki: Söz konusu vitamin ise, bu bakımdan mantarlar, insanlara çok benzer. Ayrıca vitamin üretemezler, ancak onlara ihtiyaçları vardır. Bitkilerle olan ortaklık onlara yardımcı olur. Neredeyse gördüğünüz tüm ağaçlar mantarlarla ilişkilidir. Toplamda, bütün bitkilerin yaklaşık yüzde 80 ila 90'ı mantarlarla birlikte yaşamaktadır.
Ben bir biyolog olarak, evrim teorisi olan Darwinizm ile büyüdüm. Fakat sanırım bazen onu tek taraflı olarak anlıyoruz. Evrim denilince, birçoğunun aklında sadece yemek yeme ve hayatta kalma stratejisi ve görevi geliyor. Elbette asalak mantarlarda var fakat genel anlamda mantarlar bize doğa ve yaşanılacak yerin devamlılığı için iş birliğinin ne kadar önemli olduğunu ve evrimde yaşamak için bütün canlıların birbirine ihtiyacı olduğunu göstermesi bakımından MANTARLAR çok önemlidir.
Özgün Çeviri : İnanç Kaya

30 Mayıs 2016 Pazartesi

DÜNYAMIZI MAHVEDİYORUZ

Bilim İnsanlarının analizi şu şekilde :

İNSANLIĞIN AŞTIĞI 4 SINIR

1- İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ: Sınır CO2 oranı 350 ppm idi. Şu an 400 ppm ve artıyor.

2- FOSFOR VE NİTROJEN: Yıllık kullanım fosfor için 11 tg, nitrojen için 62 tg olmalıydı. Yıllık fosfor miktarı 22 tg'ye, nitrojen miktarı ise 150 tg'ye çıktı.

3- TÜRLERİN YOK OLMASI: Türlerin yüzde 90'ını korumamız gerekiyordu. Biyolojik çeşitlilik yüzde 84 azaldı.

4- ORMANSIZLAŞTIRMA: Ormanların yüzde 75'ini korumalıydık. Yüzde 62'si korundu.

HENÜZ AŞILMAYAN SINIRLAR

5- MİKROSKOBİK ZEHİRLİ PARTİKÜLLER: Güney Asya'da tehlike çanları çalıyor.

6- OZON DELİĞİ: Yüzde 5'in altında kalmalıydı. Sınırdayız.

7- DENİZLERDE ASİT ORANI: Bazı bölgelerde mercanlar ve kabuklu hayvanlar yok olmaya başladı.

8- TATLI SU KULLANIMI: Yıllık kullanım sınırı 4000 km³. Halen 2600 km³ kullanıyoruz.

9- RADYOAKTİF ATIKLAR VE PLASTİKLER: Bazı gözlemciler durumun tehlike boyutuna ulaştığını ileri sürüyor ancak bilimsel veri yok.

Inanc Kaya Kizilkaya

29 Mayıs 2016 Pazar

Okyanuslar Alarm Veriyor

12 Arastırma kurumunun ortak çalışması sonucunda, okyanuslarda beş trilyon plastik parçasının yüzdüğü açıklandı. Olayın boyutunun ne kadar korkunç olduğunu anlatabilmek için, parçalanarak plastiklerin okyanuslarda ince bir katman oluşturduğunu ve küçük balıklar dahil, çoğu balığın midesinde olduğunu sanırım söylemek zorundayız.



Bilim insanları, her yıl kıyılarımızdan okyanuslara 5 milyon ton civarında plastiğin döküldüğünü düşünüyor. Bu plastik akışını yavaşlatmak ve mevcut kirliliği ortadan kaldırmak için, potansiyel kaynakları araştıran yetkililer listenin başında Çin`in olduğunu ve kıyıda yaşayan her ülkenin vatandaşlarının da bir şekilde bu kirliliğe katkıda bulunduğunu dile getirdiler.

Okyanusların dibine çöken plastikler haricinde bir de trilyonlarca ufalanmış plastik parcalarının toplanabilmesi büyük bir sorun. Inrernational Coastal Cleanup ( Uluslararası Kıyı Temizleme ) gönüllüleri tüm dünyada 5.500 tondan fazla kıyı çöpü topladı. Bunun içinde 940.000 den fazla plastik şişe vardı.

Çözüm ise, plastik kullanımını tamamen yasaklamak. Ortalama bir Amerikalı yılda 84 kilo plastiği çöpe atıyor. California`da ( San Jose bölgesinde) naylon poşet kullanımı yasaklanınca şehrin su kanallarında ki tıkanıklıklar % 90 azaldı. Dere ve nehirlerde ki naylon çöplerde % 60 düşüş oldu. Eğer yasaklanmasaydı bu çöpler direkt Pasifik Okyanusuna dökülecekti.

Birçok deniz canlısı, kaplumbağa ve deniz kuşu çeşidi, sindirim sistemlerini tikayan plastik parçaları yüzünden ölüyor.

Düzenleyen : Inanc Kaya Kizilkaya
Kaynak : Popüler Science

Venüs'te Yaşam İzleri Bulundu

  Venüs'te Yaşam İzleri Bulundu 450 dereceden fazla sıcaklığı bulunan, güneş sisteminin yaşama en düşman gezegeni Venüs`te, nasıl olurda...