Nobel Ödülü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nobel Ödülü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2022 Salı

İki Konya Nasıl 21 Nobel Ödülü Alır?

 İki Konya Nasıl 21 Nobel Ödülü Alır ?


Size, yüzölçümü iki Konya eden 9 milyon nüfuslu Avusturya`nın, bu 21 Nobel ödülünü almayi nasıl başardığını, anlatacağım. 


Avusturya`da sokakların bir çoğu tarihte (özellikle bilim ve sanatta) iz bırakmış isimlerden oluşuyor.  Evinizin olduğu sokağın ismi Fraunhofer. 


Kimdir bu Fraunhofer diye bakıyorsunuz. 1800`lü yıllarda yaşamış Optik biliminin babasi bir bilim insanı. Onun astronomi ve geliştirdiği optik bilime dayanarak şuan hangi gezegenin atmosferinde neler var, bir yıldız bize doğru mu yaklaşıyor yoksa bizden uzaklaşıyor mu, güneşin ışık tayfları konuları ile ilgili sorulara doğru cevaplar verebiliyoruz. 


Sabah işe gideceksiniz, otobüs durağına yürüyorsunuz. Sağ köşeden döndünüz, sokağın ismi karşınızda . Wolfgang Pauli sokağı . Kimdir diye baktığınızda, resmen Newton'un yerçekimi denilen bir doğa yasasını keşfetmesi gibi Wolfgang Pauli`de bir doğa yasası keşfetmiş. Hatta bu keşifle 1945 yılında Nobel Fizik Ödülünü almış. Bulduğu yasanın adı “Pauli Dışlama İlkesi”. Elma gibi başımıza düşmediğinden pek bilinmez ama çok önemli bir doğa yasasıdır. Kuantum fiziginin temel yasaklarından. Bu buluş sayesinde kuantum fiziği büyük bir sıçrama yaptı. En basit anlatımıyla , atomları ve onun etrafinda bulunan elektronları biliyorsunuz. Pauli diyor ki, atom etrafında bulunan elektronlar asla aynı anda, aynı enerji seviyesinde bulunamaz. Yani köşe kapmaca oyunu gibi düşünün. Kapılan köşeye başka bir elektron asla gitmez. İşte bu kuantum oyunun birinci kuralı. 


Otobüste oturduğunuz yerden tavandan sarkan ekrana bakıyorsunuz . Hava durumu, güncel bazı haberler yazılı olarak akıyor . Günün sorusuna sıra geliyor. Sorular genel kültür ya da kolay bilim sorulari oluyor. Sabah saatlerinde okuluna giden öğrencilerden soruyu ilk bileni arkadaşları alkışlıyor, gülüşüyorlar. 


Mahallenizin taksi durağının olduğu sokağın ismi Albert Einstein sokağı. Şehrinizin üniversitesinin ismi, Johannes Kepler Üniversitesi. Bir bakıyorsunuz 1700`lü yıllarda üç büyük gökbilimci çıkmış, Kopernik, Galileo ve Kepler. Özellikle Avusturya Linz şehrinin üniversitesine adının verilmesinin sebebinin, burada yaşadığı olduğunu ögreniyorsunuz sonra düşünüyorsunuz Kopernik ve Galileo isimleri de hiç yabancı gelmiyor bana, diye. Sonrada mutlaka ya amcanızın ya da bir arkadaşınızın evinin sokak ismi olduğunu hatırlıyorsunuz. 


Postaneye her gittiğimde sokağın isminden dolayı Diesel aklıma geliyor. Vay ya, sen tut bütün dünyanın kullandığı dizel motorlarını icat et,, ismini ver gencecik yaşta seni okyanusun sularına atıp köpekbalıklarına yem etsinler. Önceleri ruhuna dua ederdim şimdi ise sayesinde hırslarımın ölçüsünü sorguluyorum. 


Diyelim ki bir şehirde bir yılda 1000 bebek doğdu . 3 ila 6 yaş zorunlu kreş eğitiminde bu çocuklara “Evet, hayır , lütfen, teşekkür ederim, rica ederim” in kullanım yerleri ve çocuklara sınırları öğretilir. Sabretmeyi, en sevdiği oyuncak ile oynayan arkadaşının oyunun bitmesini beklemeyi ve o oyuncağı sırası gelince  alıp oynaması ögretilir. Biri konuşurken sözünün kesilmemesi gerektiği ve kendisine verilen kısıtlı zaman diliminde kendini en iyi ifade etmesi öğretilir. (İşte sırf bu yüzden burada televizyonlarda birbirine hakaret eden, sözünü kesen politikacı, gazeteci, bilim insanları, tamirci ya da müşteri görmezsiniz.) Öğretmenler, uygun ses tonu ve kukla eşliğinde hikayeler okur. Onlara küçük insanlar değil , yetişen insanlar gözüyle bakılır. 


İlkokula yeni başlayan bu bin çocuk , “neden, nasıl , niçin ” sorularının yanıtını 20 kişilik sınıflarda, iki öğretmen ile 4 yıl boyunca bulmaya çalışır. Öğretmenler sınıflarda çok fazla materyal kullanarak ders verir. Konuya uygun resimler, kuklalar, harita, zar, boncuklar vs. (Böylelikle çocukların 5 duyu organlarını kullanarak öğrenmesi sağlanır ki kalıcı bir eğitim olsun, istenir.) 


15 yaşına gelmiş ,ilkokul ve ortaokulu bitiren bin çocuk için yol ayrımı başlamıştır artık . 9 yıllık zorunlu eğitimi bitirenlerden devamını okumak istemeyenler mesleki eğitime yönlendirilir, 20`li yaşlara gelen bu bin çocuktan 800`ü üniversite okumadan meslek sahibi olmuştur. 200 çocuk ise çok sıkı bir lise ve en az bir yabancı dili çok iyi seviyede bilerek üniversiteye gider. 


İster üniversite eğitimi alsın, ister almasın bin çocukta, hergün sokakların adı ile de olsa bilim insanlarını , büyük sanatçıları bilir. Haddini bilir, teşekkür etmeyi, nerede evet nerede hayır diyeceğini, bilir. 


Üniversiteye giden o ikiyüz genç , öteki şehirlerdeki gençler ile birlikte AR-GE çalışması içinde bilim ve teknoloji alanında hem firmaların hemde üniversitenin kendilerine sunduğu imkanlar eşliğinde disiplin ile sabırlı bir şekilde çalışır. Avusturya´da 34 üniversite var, çarpın 200 genci 34 ile, yinede küçük bir örnek sayıdan bile binlerce bilim insanı ediyor. 


Kısacası Avusturya devleti, bilinci ve en azından genel kültürü belli bir standartta insan yetiştirmek için elinden geleni yapıyor. Bunun için sokak isimlerini kullanıyor, kreşten başlayan eğitimi ile çok küçük yaşlarda temel toplum kurallarını öğretiyor, bedava dağıttığı günlük gazetelere genel kültür ve bilim haberleri koyuyor, otobüslerde bile insanlarına kültür aşılıyor, televizyonlarında bol bol belgeseller yayınlıyor. 


Einstein'ın sözünü çok iyi idrak edip bunu devlet politikası haline getirmişler. . Bir balığı ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılamıyorlar. Çocukları birbiriyle kıyaslayıp aptal olduklarına ikna etmiyorlar. Tam aksine onları, mutlaka dahi oldukları bir yetenekleri olduğu konusunda ikna edip, o alana yönlendiriyorlar. İşte onun için fabrikasından, marketine karınca gibi işleyen insanlar ile kurdukları düzen çok iyi işliyor. 


Kollektif bilinç ortalama veriler ile ölçülür. İşte bu ortalama verilerin sonucudur, Avusturya`nın aldığı 21 Nobel Ödülü. Aynı yol ve aynı eğitim küçücük yüzölçümüne sahip İsviçre 'de var,. Sonuç 26 Nobel Ödülü. Eğer İsviçre ile ilgili bir makale yazsaydım başlığı "Bir Konya Nasıl 26 Nobel Ödülü Alır" olurdu. 


Bu makaleyi buraya koyuyorum, isteyen Avusturya`yı övüyor der, isteyen ise "Devlet tarafindan bir halkın kollektif bilinci nasıl yükseltilir?" sorusuna güzel bir cevap, der. 


İnanç Kaya

5 Ekim 2020 Pazartesi

Kanda Aranan İpucu Nobel Ödülü'nü Kazandırdı

 Kanda Aranan İpucu Nobel Ödülü'nü Kazandırdı 


Hepatit C, günümüzde artık tedavi edilebiliyor. Çünkü ; Hastalığın arkasındaki virüsün keşfiyle, Harvey Alter, Michael Houghton ve Charles Rice bunun yolunu açtılar: Bu keşifleri Onlara, Nobel Tıp veya Fizyoloji Ödülü'nü getirdi.


Covid-19 salgınının ardından, bu yıl birçok küresel sağlık sorunu arka plana atılmak zorunda kaldı. Ancak sadece Sars-CoV-2 değil, bulaşıcı hastalıklar her zaman insanlar için zaten bir sorun olmuştu. Bunlardan biri hepatit C idi. Dünya Sağlık Örgütü'nün tahminlerine göre, dünya çapında 70 milyondan fazla insan karaciğer iltihabından etkileniyor. Her yıl yaklaşık 400.000 kişi hastalığın uzun vadeli etkilerinden dolayı ölüyor ve tedavi edilmediği edilmediği takdirde siroz ve karaciğer kanserine yol açabiliyor.


Hastalığın nedenini ararken, doktorlar çok uzun yıllar boyunca karanlıkta kalan sebepleri bulamadılar. Artık bunu bugün gün yüzüne çıkarmaları, Harvey J. Alter, Michael Houghton ve Charles M. Rice sayesinde olmuştur.


İngiltere ve ABD'den üç bilim adamı, karaciğer iltihabının ardındaki virüsü bulmayı başardılar. Bu nedenle Stockholm'deki Karolinska Enstitüsü komitesi, hepatit C virüsünün keşfi nedeniyle Pazartesi günü (5 Ekim 2020), bu bilim insanlarını Nobel Tıp ve Fizyoloji Ödülü ile onurlandırdı. 


Enstitü, basın açıklamasında, Alter, Houghton ve Rice'ın çalışmalarının yalnızca kronik hepatite ışık tutmakla kalmayıp, aynı zamanda milyonlarca hayatı kurtaracak olan kan testleri ve tedavilerinin de temelini attığı belirtti.


İki çeşit hepatit


1940'ların başlarında bilim adamları, nedenlerine ve seyrine göre birbirinden farklı olan iki farklı karaciğer iltihabı olduğunu fark ettiler. Bir yandan, esas olarak kirli içme suyu veya kontamine yiyecekler yoluyla bulaşan ve bulantı, kusma, şişkinlik, ağrı, ateş veya ishal gibi semptomlara neden olan hepatit A vardı. 


Ancak, hastalığın on yıllarca boyunca tespit edilemeyen bir çeşidi daha vardı. Bu çeşidi oldukça tehlikeliydi. Çünkü : Hastalar uzun süre hiçbir semptom hissetmedikleri için genellikle ölümcül olan karaciğer sirozu veya karaciğer hücresi kanseri gibi etkiler ortaya çıkana kadar vücutta neler olup bittiğine dair, tıbbın hiçbir fikri yoktu. Bu, hepatitin ikinci formu yalnızca enfekte olmuş kişiler için tehlikeli değildir. Aynı zamanda, kanla temas yoluyla hastalık aktarıldığından, birçok insan da kan nakli sırasında fark edilmeden hastalığa yakalanmış oluyordu.


1960'larda Amerikalı doktor ve biyokimyacı Baruch Blumberg, hepatitin bu tehlikeli formundan sorumlu olan patojeni enfekte etmeyi başardı. Hepatit B virüsü. 1976'da Nobel Tıp Ödülü'ne layık görüldü.


Tıp doktoru Harvey J. Alter ise, o sırada ABD Ulusal Heath Enstitüsü'nde (NIH) çalışıyordu ve hastaların kan naklinden sonra nasıl ilerlediklerini inceliyordu. Bu sırada başka birinden kan almış olan birçok kişinin bu hastalığa yakalanmış olduğunu fark etti. İşte bu gözlem,, kan naklinden sonra karaciğer iltihabını tetikleyen başka bir patojenin var olup olmadığı sorusuna dikkat çekti.


En azından Alter ve meslektaşlarının şüphesi bu yöndeydi. Hastalığı kan nakli yoluyla alan hastaların varlığını doğrulamak için şempanzelere kan yoluyla hastalığı verdiler . Bu deneyler, şüphelerini doğruladı: Daha ileri deneyler ise, bir virüsün buna sebep olduğunu gösterdi.



Uzun süre boyunca, Hepatit A ve hepatit B virüslerini tespit etmek için kullanılan tüm yöntemler başarısız olmuştu. Şu anda hâlâ Kanada  Alberta Üniversitesi'nde bulunan İngiliz virolog Michael Houghton liderliğindeki ekip, bir süre sonra belirleyici bir atılım yaptı ve virüsün genetik dizisini izole etmek için birkaç teknik denedi.


Sonunda bu teknikler işe yaradı. Nihayet, yaklaşık 10.000 nükleotidden oluşan ve yapısı belirsiz bir şekilde bilinen RNA virüslerini tam bir genetik parçaya indirgeyebildiler. Bu sınıflandırmalar, virüsün flavivirüs ailesine ait olduğunu gösterdi. 


Araştırmacılar daha sonra buldukları bu virüse "hepatit C virüsü" adını verdiler. 


Ancak, bulaşma sürecindeki bulmacanın bir parçası hâlâ eksikti. Etkilenenlerin kanlarında antikorlara sahip olduğu bir virüs var olduğu tespit edildiği halde, hepatit C virüsünün aslında kendi başına kronik karaciğer iltihabına neden olabileceğine dair hiçbir somut kanıt yoktu. Bunu yapmak için, kopyalayabilen virüsleri izole etmek ve onları bir konak organizma ile temas ettirmek mümkün olmalıydı. Ve işte burada ABD’den Charles M. Rice ve meslektaşları devreye girdi.


Diğer birçok grup gibi, virolog Rice ve çalışma grubu da RNA virüsleriyle ilgileniyordu. Fakat bu araştırmacılar da başlangıçta test hayvanlarına çoğalabilen bir hepatit C patojeni enfekte etmeyi başaramadılar. Bununla birlikte, Rice, hepatit C virüsü genomunun sonunda, virüsün konakçı hücrelerinde çoğalması için belirleyici faktörlerden biri olan bir bölge olduğunu fark etti. Bilim adamlarının izole ettiği bazı virüs örneklerini bu doğrultuda değiştirildi. 


Rice ve meslektaşları, enfeksiyon sürecinde önemli diziyi değiştirmelerinin artık mümkün olamayacağı RNA dizilerine sahip virüsler üretti. Daha sonra bu varyantların şempanzelerin karaciğerlerine enjekte edildiğinde çoğalabildiği ortaya çıktı.


Virüsün enjekte edildiği şempanzeler, hepatit C hastalığı olan insanlara benzer semptomlar gösterdi. Aynı zamanda, virüsün RNA'sı da kanda da tespit etmeyi başardılar. Transfüzyon hastalarında kronik karaciğer hasarından aslında virüsün sorumlu olduğunun kanıtı böylelikle sağlanmış oldu.


Hepatit C virüsü, 9500 nükleotidden oluşan zarflı, tek sarmallı bir RNA virüsüdür. Bugün araştırmacılar, bu virüsün nispeten yüksek bir mutasyon oranına ve yüksek genetik değişikliğe sahip olduğunu biliyorlar. Artık, farklı alt tiplere sahip yedi farklı genotip olduğu bilinmektedir. Hepatit A, B ve C virüslerine ek olarak, hepatit D ve hepatit E virüsleri de bilinmektedir.


Hepatit D, yalnızca Hepatit B ile aynı anda meydana gelebilen bir tür süperinfeksiyonu betimler. Hepatit E virüsü ise, hepatit A'dan neredeyse ayırt edilemeyen ancak bazen daha şiddetli olan akut karaciğer iltihabını tanımlar.


Hepatit C'ye karşı bir aşı, hepatit A ve B'nin aksine, henüz mevcut değildir. Ancak etkili tedavi yöntemleri: Robert Koch Enstitüsünün web sitesinde yazdığı gibi, 2014 yılından bu yana, hepatit C tedavisi için birkaç yeni, antiviral madde onaylanmıştır . WHO'nun verilerine göre, çoğu hasta artık bu antiviral maddeler ile tedavi edilebiliyor.


Nobel Komitesinden Thomas Perlmann, "İnsanlığı bu yıl onurlandırılan bu çok özel araştırma kadar büyük bir hizmet veren bir şey bulmak zor" dedi.


Çünkü bu buluş sayesinde, gelişmiş tarama süreçleri ile, virüs artık dünyanın birçok yerinde çok nadiren kan nakli yoluyla bulaşır hale geldi. 


Almanya'da 1991'den beri tüm kan ürünleri virüse karşı test ediliyor. Bu durumda, tanısal müdahaleler veya operasyonlarda dahi hastalık kapma riski çok düşük kalıyor. 


Yalnız, diğer insanlarla şırıngalarını paylaşan uyuşturucu kullanıcılarının, enfekte olma riski çok yüksektir.


Harvey J. Alter, Michael Houghton ve Charles M. Rice ve onları destekleyen birçok araştırmacının çalışmaları olmasaydı, tüm bu başarılar pek mümkün olamazdı. Bu yılki ödülleri Pazartesi öğleden sonra 11.35 civarında açıklayan Nobel Komitesi'nden Thomas Perlmann'ın bu kadar hevesli olmasının nedenlerinden biri muhtemelen buydu. Çünkü : Üç bilim adamının çalışması, dünya çapında milyonlarca insanın hayatını etkiliyor.


Bununla birlikte, herkesin aynı şekilde yararlanabilmesi için daha yapılacak uzun bir yol var. Şimdiye kadar, WHO'nun web sitesinde yazdığı gibi, etkili hepatit C tedavilerine erişim hala çok sınırlı. 2017 yılında, dünya çapında etkilenen 70 milyondan fazla insanın sadece yüzde 19'u hastalığından haberdar. Ve bu yaklaşık 13 milyon hastadan sadece beş milyonu uygun antiviral ilaçlarla tedavi edildi. Dünya Sağlık Örgütünün hedefi, bu durumun 2030'a kadar değişmesidir: O zamana kadar, en azından etkilenenlerin yüzde 80'i yeterli tedavi görmelidir. Virüsü, aşı olmadan da yenebilmek umudunu veren bilim insanları Nobel ödülünü fazlasıyla hak ediyorlar..


Çeviri:İnanç Kaya 

Kaynak: https://www.spektrum.de/news/nobelpreis-fuer-medizin-die-entdeckung-des-hepatitis-c-virus/1778883?utm_medium=Social&utm_source=Facebook&fbclid=IwAR2Vtx94NbkqJT7KUmI3Txjh2uwMkkYwfXevsE-oDKp6fZv0TWUIfylq558#Echobox=1601922325

Venüs'te Yaşam İzleri Bulundu

  Venüs'te Yaşam İzleri Bulundu 450 dereceden fazla sıcaklığı bulunan, güneş sisteminin yaşama en düşman gezegeni Venüs`te, nasıl olurda...