atom bombasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atom bombasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2017 Cumartesi

Bu Yüzden FBI, Einstein Hakkında 1.400 Sayfalık Bir Dosyaya Sahip.

Dünyaca ünlü fizikçi, ırkçılık, milliyetçilik ve nükleer bombalar konusunda çok açık ve keskin ifadeli, cesaretli bir şekilde fikirlerini söylüyordu. Bu durum FBI başkanı, J. Edgar Hoover'a karşı derin bir güvensizlik demekti.

Aralık 1932'de FBI kendisine gizli bir dosya açtığında Albert Einstein zaten dünyaca ünlü bir fizikçiydi. Kendisi ve eşi Elsa anavatan Almanya' dan yeni ABD'ye göç etmişlerdi ve Einstein zamanının toplumsal kaygılarından söz ediyordu. Diğer şeylerin yanı sıra, ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı halkla konuşuyor, röportajlar veriyordu.


18 Nisan 1955'te öldüğü sırada, FBI dosyasında 1.427 sayfa yer alıyordu. Hoover, adamın muhtemelen bir komünist olduğunu, bunun yanı sıra ise kesinlikle "aşırı bir radikal" olduğu kanaatine vardılar.
.
Einstein, kendisi hakkında böyle söylendiğini, bilseydi, muhtemelen yüksek sesle gülerdi. Evde Naziler'den çok daha kötü şeyler duymuştu. Ne bürokrasi ne de Nazilerden korkmadı, istemediği hiçbir şeyde iş birliği yapmadı. 1901'de "Yetki şımarık gerçeğin en büyük düşmanıdır" dedi.

Günümüzde birçok bilim insanları da kesinlikle aynı fikirde.

ABD'de, ulusal bilim bütçesindeki kesintileri ve Trump yönetiminin bilime karşı söylemleri, bütçe kısıtlaması bilim insanlarını ve halkı protesto yürüyüşü yapacak şekilde, harekete geçirdi. Bilim adamları, öğretmenler ve diğer bilim destekçileri, ocak ayında,  kadınlar ise mart ayında benzer şekilde Washington'da bir protesto gösterisi düzenliyorlar. Hareket büyüdü ve dünyada metropol şehirlerde de yüzlerce protesto gösterileri düzenlenmesi bekleniyor.
.
Protestocular, “bilimin temsil ettiği her şey için yürüyoruz.” diyorlar. Toplumun her katmanında kanıta dayalı karar verme, akıl, açık görüşlülük için haklarını arıyorlar. Tıpkı Einstein gibi.

Protesto 170'den fazla bilimsel organizasyonun desteğini alsa da, katılımcı bilim adamları arasında ateşli tartışmalar devam ediyor. New York Times, bir jeoloğun protesto yürüyüşü hakkında, “Şüpheli bir jeolog” yazdığı gibi, diğer bilim insanları hakkında da "Bilim adamları, sadece [...] kültür savaşlarında kaybeden başka bir gruba hizmet etmektedir.” yorumuyla protestolara karşı manşetler atmaktadır. Einstein'ın isyankar yaşamı düşünüldüğünde, “Bilim için yürüyüş” destekçileri, şimdiye kadar yaşayan en büyük bilim adamlarından birinin düşünceleri doğrultusunda, hareket ettiğini,  söyleyebiliriz.

Einstein'ın itaatsiz tavrı on beş yaşındayken okulu terk etmesine neden olmuştu, bu yüzden doğdugu ülkenin vatandaşlığından 17 yaşındayken vazgeçti. Artık otoriter Alman okulları ve nefret ettiği militarizmle hiçbir ilgisi olsun istemiyordu.

Bunun yerine Einstein İsviçre'deki Zürih'teki Politeknik'i ziyaret etti ve bir İsviçre vatandaşı oldu. Mezun olduktan sonra, 1905'te görelilik ve kuantum teorisi üzerine yaptığı devrimci çalışmayı yazdığı sırada da Bern'de bir patent bürosunda çalışıyordu.

Einstein, Berlin Üniversitesinde ünlendiği yıl olan 1914`e kadar Almanya'ya dönmedi. Daha sonra güneş tutulması gözlemlenerek muhteşem bir şekilde 1919 yılında teyit edildi ve o zamandan beri evren anlayışımızı şekillendiren Görelilik ve Yerçekimi hakkında fikirlerimiz gelişti.

Almanya`da 1920 yılında teorileri için “Sahte haber” başlığı atılmaya başlanmıştı bile. Einstein aldığı sayısız ölüm tehditlerine karşı tek yaptığı tedbir, yolda yalnız giderken kalabalıktan uzak durmaya çalışmaktı. Hatta, Görelelik kanunlarını, nazi partisi ve destekçileri “Yahudi sapıklık” olarak kınadı.  

Ancak tehditler onu susturmadı. Bunun yerine, dünyadaki istismarlara karşı konuşmak için yeni keşfedilen şöhretini defalarca kullandı. “ Bir zamanlar, kötülüğün karşısında kötülük, düşündüğüm için, kendimi onların suç ortaklıkları gibi hissettim" dedi.

Einstein, 1933'te Londra' daki Royal Albert Hall'da “Bilim ve Medeniyet” isimli konuşmasında, militan milliyetçiliği kınadı. 1929'da milliyetçiliği  "İnsanlığın Kızamıkları" olarak nitelendirdi.
Ayrıca kapitalizmi sorguladı.1931 yılında yazdığı "şiddeti (...) sosyal sınıf farklarını sebep gösterilmesine rağmen ben yine de haklı bulmuyorum  Herkes tanrısallaştırıldı, bir kişi olarak, kişiliğe ve emeğe saygı yok sayıldı." dedi.

Irkçılıkla mücadele etti. 1937'de Afrika kökenli Amerikalı şarkıcı Marian Anderson, Einstein'ın yeni memleketi olan Princeton, New Jersey'de bir otel odasından yoksun ve yalnız bırakıldığında ve Einstein ve Elsa evlerine davet etti.

Einstein atom bombası projesinde rol oynamadı. Fakat 1945 yazında, Başkan'a, Manhattan Projesi bilim adamlarıyla görüşmeyi tavsiye eden bir mektup daha yazdı. Roosevelt mektubu okuyamadan önce 12 Nisan'da öldü. Einstein Japonya'nın Hiroşima kentine bir atom bombası düştüğünü, ağustos ayında öğrendiğinde, sadece fısıldayarak: "Aman Tanrım." diyebildi.

Hayatının geri kalanında yorulmadan, ısrarla, nükleer silahların uluslararası denetim altında tutulmasını savundu. Atom çağında, savaşın bir çeşit delilik haline geldiğini savundu.
Sadece Einstein'ın bugünkü siyasi atmosferinde ne söyleyeceklerini tahmin edebiliriz. Ancak daha hükümet darbesi dönemine olan tepkisini biliyoruz: 1950'lerin anti-komünist histerisi içinde olan halk ve politikacılar, Einstein`a “herhangi bir entelektüel” deyip, küçümsediler.

Einstein hakkında, Washington Post ve New York Times da dahil olmak üzere ülke çapında gazetelerde öfkeli yazılar yazıldı, gururuna ve onuruna saygısızlık edildi. Einstein, vicdan ile eğitimi harmanlamış, prensipleri ve öngörüleri ile de unutulmaz bir bilim insanidir. Kişisel hırsları asla vicdaninin önüne geçmediği, her alanda açık fikirli ve cesur olduğu için hala gelmiş geçmiş, en büyük bilim insanları arasında yer almaktadır. Bu sonsuza kadar da böyle devam edecektir.

Özgün Çeviri : İnanç Kaya

Kaynak : http://www.nationalgeographic.de/geschichte-und-kultur/2017/04/darum-hatte-das-fbi-eine-1400-seiten-dicke-akte-ueber-einstein

12 Ekim 2017 Perşembe

Sovyetler Birliği`nin Çılgın Projesi, Ay`da Atom Bombası Patlatmak,

Sovyetler Birliği çok gizli belgelere göre, Ay`a atom bombası gönderilip, patlatılmasını emretti. Moskova'daki Alman Basın Ajansı'dan tarihçi Matthias Uhl, Sovyet liderlerinin 1958'de yaptığı bir toplantıda bunun planlarını yapmak için karar aldığını, söyledi.

Moskova'daki Alman Tarih Enstitüsünde çalışan Uhl, bir süre önce Rus Devlet Arşivlerinde bulunan dosyaları buldu ve şimdi bunları yayınladı.

Bu çılgın projenin amacı ; Soğuk savaşta iktidar ve güç gösterisi yapabilmekti. Sadece gösteri için böyle çılgın bir fikri düşünmeleri bile inanılmaz. Uhl`a göre, Ülkeyi  yöneten, liderlik dairesinin planlarında,  Hiroşima bombasına benzer patlayıcı bir kuvvete sahip bir bombayla, bir roketi  donatmak ve Ay`a göndermek vardı. Bu dahiyane (?) fikir, soğuk savaşta bir güç gösterisi olarak kullanılacak ve Sovyetler Birliği büyük sükse yapacaktı.

Ancak Sovyet bilim adamları, roket atışlarının bombanın patlamasına ve hesaplanamayan sonuçlara yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu. Bu nedenle proje birkaç ay sonra terk edildi de hem Ay hemde Dünyamız büyük bir tehlikeden kurtulmuş oldu.

Özgün Çeviri : İnanç Kaya
Kaynak : http://www.krone.at/592726

4 Eylül 2017 Pazartesi

Kuzey Kore Güneşin İşleyişine Paralel Bir İşleyişte Olan, "Hidrojen Bombası" Yaptı

Bugün( 03.09.2017) yapılan hidrojen bombası deneyi ülke ve komşu ülkelerde 6,3 şiddetinde depreme sebep oldu. Japonya hemen savaş uçaklarını havalandırdı. Radyasyon ölçümü için öteki ülkelerde hemen harekete geçti. ABD başkanı Trump ise Avrupa ülkerinin yaptığı gibi şiddetle bu denemeyi kınadı. Kuzey Kore dışarıya kapalı bir ülke olduğu için Amerika ile atışmasịnda, kimse elinde ne olduğunu bilmiyordu. Bu deney ile bütün dünya şokta.
Çünkü insanlık tarihinde hiçbir bomba deneyi bu kadar büyük bir deprem ve artçı şoklara sebep olmamıştı. Bildiğimiz atom bombasından tam on kat şiddetli bir patlama oldu. Yerbilimi uzmanları ABD ve Almanya`da kaydettiği sinyaller ile dehşete düştüler.
Yinede uzmanlar, Pyongyang'daki rejimin ilan ettiği gibi, patlamanin sebebinin gerçekten bir hidrojen bombası olup olmadığından emin değil. Bu bomba hidrojen bombasi olmayabilir, onun yerine patlayıcı gücü, hidrojen izotopu döteryum ve trityum eklenerek güçlendirilmiş konvansiyonel bir atom bombasi olabilir´deniliyor.
Peki, hidrojen bombaları konvansiyonel nükleer bombalar ile ne fark eder?
Geleneksel atom bombaları tahrip edici gücünü uranyum veya plütonyum çekirdek parçacıklarından türetirken hidrojen bombaları, elementin çekirdeğinin füzyonunu yani füzyonunu kullanır. Bildiginiz günesin calisma prensibi gibi.
Nükleer füzyon süreci aynı zamanda güneşte gerçekleşir ve devasa enerji miktarlarını serbest bırakır. Nükleer fisyonla elde edilen enerjiden çok daha fazla bir enerji söz konusu burada.
Bununla birlikte, bu çekirdek füzyonu için aşırı sıcaklıklar ve basınçlar gereklidir. Bunu üretmek için yine atom bombasına ihtiyaç duyulur. Bu nedenle, hidrojen bombaları, füzyon işlemi için bir tür sigorta olarak atanan bir atomik patlamayla, iki aşamada oluşturulmuştur. Bu durumda, bomba içerisine giren hidrojen izotopları döteryum ve trityum çekirdeği, kaynaşacakları şekilde kuvvetle yoğunlaşır.
Sonuç olarak, tasarım kısıtlamalarına tabi olan tek aşamalı atom bombalarından daha büyük boyutlara sahip hidrojen bombaları ile çok daha fazla atomik patlama meydana gelebilir. Bu nedenle, füzyon prensibine dayanan bombalar daha etkili sayılır.
Son derece karmaşık iç yapısı nedeniyle, geleneksel bir atom bombasına göre bir hidrojen bombası inşa etmek oldukça zor. Hindistan`da Kuzey Kore gibi hidrojen bombasina sahip olmak icin can atıyor.
Dünyadaki ilk iki aşamalı gerçek hidrojen bombası, Ivy Mike Operasyonu olarak bilinen 1 Kasım 1952'de Pasifik'te test edildi. Sovyetler Birliği ertesi yıl bir füzyon bombasını test etti. Ancak bu silahlar misyonlar için henüz uygun olmayan prototiplerdi. Iki ülkede bunu asla savaşlara sokmadılar.
Bu gelişme “3. Dünya savaşını bilmem ama 4. Dünya savaşı taş ve sopalar ile olacak” diyen Einstein`ın sözünü kaygı ile tekrar hatırlattı.
Özgün Çeviri : İnanç Kaya

Venüs'te Yaşam İzleri Bulundu

  Venüs'te Yaşam İzleri Bulundu 450 dereceden fazla sıcaklığı bulunan, güneş sisteminin yaşama en düşman gezegeni Venüs`te, nasıl olurda...