18 Nisan 2020 Cumartesi

Virüsler Hayvanlardan İnsanlara Nasıl Sıçrar?


Bu sorunun cevabını iyi anlamak, aynı zamanda virüslerden korunmak için insanoğlunun yapacağı ilk adımdır. 



  1. Mevcut korona salgınının kökleri, vücudumuza giren birçok virüs gibi hayvanlar alemindedir.
  2. Aynı şekilde, yarasalarda gelişen SARS-CoV-2 patojenin de daha sonra muhtemelen başka bir
  3. hayvan yoluyla insanlara atladığını tahmin ediliyor. 



Sorulması gereken soru ise; Tür bariyeri üzerinde böyle bir sıçrama nasıl meydana geliyor?
Yeni korona virüsü gibi zarflanmış virüsler neden bu kadar salgın eğilimlidir?


Covid-19, İspanyol gribi veya HIV gibi hastalıklar insanlık tarihindeki büyük pandemiler çoğunlukla,
hayvanlardan insanlara sıçrayan patojenler tarafından tetiklendi. Virüslerin neden olduğu bulaşıcı
hastalıklar söz konusu olduğunda, bunun hayvanlardan bulaşma oranı yüzde 70'ten bile fazladır. 


Çoğu grip virüsü kuşlardan kaynaklanır, HIV maymunlarda yaygın olan bir virüse bağlıdır ve
Ebola ve yeni korona virüsü SARS-CoV-2 yarasalarda gelişmiştir.


Virüslerin hayvanlardan insanlara atlamasının sebebini 3 adımda açıklayabiliriz…


İlk Adım: İletişim


Bu virüsler  insan vücuduna nasıl giriyor ve hayvan konakçılar hiçbir hastalık belirtisi göstermese
bile neden bizi hasta edebiliyor? 


Tür bariyerinin üzerinden atlamak için en önemli  ön koşul gayet açıktır: Virüs veya virüsün
taşıyıcısı insanlarla temas etmelidir. Bu nedenle, özellikle insanlar ve hayvanların bir araya
geldiği yerlerde, yeni virüs enfeksiyonlarının ve salgınlarının artması tesadüf değildir. Bu, birçok
çiftlik hayvanının bulunduğu kırsal alanlardaki risk değil sadece, aynı zamanda Çin'in 60 milyon
nüfusa sahip Wuhan şehrindeki pazar gibi canlı ve ölü vahşi hayvanların satıldığı pazarlarda da bu risk
fazlaca mevcuttur..

İnsanların daha önce el değmemiş alanları istila ettiği veya vahşi hayvanların yaşam alanlarını yok ettiği
her yer, virüsün bulaşma riskinin ilk adımı olan iletişimin gerçekleşmesi için zemin hale gelir. Çünkü bu,
insanlar ve vahşi hayvanlar arasında aniden, parazitlere ve patojenlere atlama şansı sunan yeni temas
yaratır. 


Aynı zamanda yakın çevremizde ve şehirlerimizde, günümüze adapte olan ve örneğin idrar veya
dışkı yoluyla bize virüs bulaştırabilen birçok hayvan mevcuttur. Bunun bir örneği, Almanya'daki Hanta
virüsünü de iletebilen kırmızı farelerdir..Bu fareler tehlikeli Hanta virüsünü, insanlara elle temas olmadan
bile  bulaştırabilir. Bunun icin enfekte hayvanlarin idrar, dışkı veya tükürüğü bile yeterlidir.


İkinci Adım: Yerleştirme Noktası


Başarılı bir sıçrama için ikinci ön koşul, insan hücrelerinin virüsün binişidir. Virüsler kendilerini
çoğaltamazlar, ancak konakçılarının hücre makinelerine bağlanmak ve kilit anahtar sistemi gibi uyumlu
olmaları gerekir. Bunu yapmak için, önce hücre ile kenetlenmek ve nüfuz etmek zorundalar. Bunun
içinde virüsün, insan hücresindeki belirli yerleştirme noktalarının kilidine, bir anahtar gibi uyan bir yüzey
proteinine ihtiyacı vardır. Virüs, hücrelere ancak bu bağlanma yerinin yapılandırması eğer tam olarak
uyuyorsa saldırabilir.


Korona virüsü durumunda, bu gibi çıkıntı yapan taç proteinlerinin bir kısmı bu görevi üstlenir. Bu protein
üzerindeki bağlanma yeri o kadar mutasyona uğramaktadır ki artık hava yollarımızın ve akciğerlerimizin
hücreleri üzerindeki bir reseptöre mükemmel şekilde kenetlenme bilmektedir. Bu yüzden bu virüs öksürük ve zatürreyi tetikler. 


Aynı şekilde, keneler tarafından bulaşan TBE virüsü gibi diğer virüslerle, yüzey proteinleri sinir
sisteminin hücreleri üzerindeki yerleştirme bölgelerine bağlanır ve bu yüzden bu virüs menenjite
neden olur.


Bir virüsün mutasyonu yüzey proteinlerinde ne kadar kolay olursa, bu patojenin yeni bir konakçıya
adapte olma olasılığı o kadar artar. Çünkü bazen bağlanma bölgelerinin yapısındaki küçük değişiklikler
yeni tür hücrelere erişmek için yeterlidir. Bu konuda özellikle yetenekli "şekil değiştiriciler", zarflanmış
virüslerdir. 


Zarflanmış virüsler, genetik materyalleri etrafında protein açısından zengin kapsülle birlikte, ek bir
kabuğa sahip olan korona virüsü gibi virüslerdir. Bu virüs zarfı, özellikle değişken yüzey proteinleri ile
kaplı bir zardan oluşur. Bu nedenle, hayvanlarin çoğunun zarflı virüsler tarafından tetiklenmesi ve
uyumu tesadüf değildir.


Korona virüsünde, dış yüzeyindeki çemberinden çıkıntı yapan bazı taç proteinleri insan hücreleri ile
kenetlenmeyi başarması, insanı virüsün yeni konağı yapmıştır. 


Üçüncü Adım: İnsandan İnsana Bulaşma


Bir hayvan virüsünü bir pandeminin potansiyel bir tetikleyicisine dönüşmesini saglayan bir adım daha
vardır: Bu adimda virüsün insan hücrelerinde çoğalabilmesi ve daha sonra kişiden kişiye atlaya
bilmesidir. 


Yaygın olan ve birçok insanı hasta eden, ancak bu adımı atamayan viral patojenler vardır. Bu, örneğin
Hanta virüsüdür. Aynı zamanda TBE virüsü veya dang hummasına neden olan virüs için de bu durum
geçerlidir. Onun için bu virüsler, pandemiye dönüşmemiştir. 


Ne yazık ki durum, mevcut koronavirüs SARS-CoV-2, Ebola veya birçok influenza varyantı için farklıdır:
Bu virüsler artık hayvan taşıyıcılarına ihtiyaç duymaz, ancak doğrudan insandan insana bulaşabilir.
Bu mümkündür, çünkü patojenler soluduğumuz hava ile kan, tükürük veya diğer vücut sıvıları
aracılığıyla dış dünyaya ulaşır ve daha sonra diğer insanlar tarafından emilebilir.


Covid-19 patojeni SARS-CoV-2 maalesef özellikle insandan insana bulaşma da "çok yönlüdür".
Öksürürken, hapşırırken, nefes alırken ve konuşurken hatta enfekte hastaların dışkılarında da damlacık
enfeksiyonu ile bulaşır. Ek olarak, bu virüs birkaç saat ila günlerce pürüzsüz yüzeylerde deforme
olmadan durabilir ve bu da enfeksiyon riskini artırır.


Daha da kötüsü, 2003'te yaygın olan SARS virüsünün aksine, bu virüs ilk belirtiler ortaya çıkmadan önce
enfekte olan tarafından, ilk başlarda hiçbir belirti göstermediği için,  çevreye salınır. Bu yüzden
koronavirüs enfeksiyonları ateş ve öksürük gelişmeden önce genellikle bulaşıcıdır ve onun için yayılır.
Bu durum,patojeni bu kadar başarılı ve mevcut pandeminin tutulmasını çok zorlaştırır.


Çeviri : İ.Kaya

Kaynak. https://www.wissen.de/wie-springen-viren-vom-tier-zum-menschen-ueber?fbclid=
IwAR3ADnZuTWZrm9QWd7jXoh2OX_w65c5lSD7Tb6IECNUW9I6mr5ewIJzC4lw

9 Nisan 2020 Perşembe

Bu Aletin Ne İşe Yaradığını Biliyor musunuz?


Evde kalırsanız, pratikte öğrenmek zorunda değilsiniz!

Günümüzde entübasyon, hava yolunu sabitlemenin standart yöntemidir. Anestezi, bilinç kaybı veya akut solunum bozuklukları olan hastalar için anestezi, yoğun bakım ve acil tıpta kullanılır.

Entübasyon laringoskop, anestezi veya ventilasyon tedavisinin bir parçası olarak endotrakeal entübasyon için bir yardımcı olarak kullanılır.

Macintosh spatula kesiti ters çevrilmiş bir "Z" ye benzer. Dil, "Z" nin geniş alt dudağı tarafından yerinde tutulur. Spatula, uzunlamasına yönde hafifçe kavislidir ve böylece dilin şeklini takip eder.

Umarım, evde kalırsak entübasyon laringoskopunu tanımayacağız.
Çeviri: I. Kaya
Kaynak: Spass muss sein

Trafikte Erkek ve Kadın Sürücüler Arasındaki Risk Farkları,



Bu araştırma, Londra'daki Westminster Üniversitesi'nden Rachel Aldred liderliğindeki bilim adamlarının 2005'ten 2015'e kadar çeşitli İngiliz kaza istatistiklerini analiz ettiği bir çalışmadan ortaya çıktı. Örneğin, erkek bir sürücü tarafından öldürülme riskiniz, kadın bir sürücü tarafından öldürülme riskinin yaklaşık iki katıdır.




Erkekler araba kullanıldığında, diğer yol kullanıcıları, iki kat daha fazla ölüm tehlikesi altındadır.


Trafik kazası istatistikleri genellikle bütün insan hayatı için riskin ne kadar büyük olduğunun analizini verir. Ancak, Westminster Üniversitesi araştırmacıları bu kez başkaları için riskin ne kadar yüksek olduğunu analiz ettiler. Bu, istatistiksel ortalamaya dayanarak, direksiyonun arkasındaki erkeklerin, başkaları için kadınlardan çok daha fazla ölçüde büyük bir trafik riski oluşturduğunu göstermektedir.

Yaralanma Önleme dergisinde yer alan makalelerinde, araştırmacılar verileri ayrıntılı olarak yayınladılar.

Verilerden çıkan sonuçlar:

Veriler 1 milyar kilometre baz alınarak verilmiştir.

Erkeklerin sürücü olarak dahil olduğu kazalar, 1 milyar kilometre başına 3,93 ölüm

Kadınların sürücü olarak dahil olduğu kazalar, 1 milyar kilometre başına 2,01 ölümdür.


Bu farklılıklar motosikletler için daha da net: Burada oran,

Erkekler tarafından kullanılan motosikletlerde, her milyar kilometrede 8,18 ölüm,

Kadınlar tarafından kullanılan motosikletlerde ise, milyar kilometrede 0,68 ölümdür..

Cinsiyet farkı özellikle kamyonlarda daha da belirgindir..

Erkekler tarafından kullanılan kamyon kazalarında, 1 milyar kilometre başına 17,25 ölüm


Kadınlar tarafından kullanılan kamyon kazalarında ise 1 milyar kilometre başına 4,64 ölüm gerçekleşmektedir.

Önemli ölçüde daha fazla erkek motosiklet ve kamyon kullandığından, her iki taşıma şekli de genellikle ölümcül kazalarda, arabalardan daha tehlikelidir.

Sokaklardaki en az ölümle sonuçlanan ulaşım tarzı bisiklet.

Burada ortalama milyar kilometre başına bir kişi ölüyor.

“ Çok bilen çok yanılır “ sözünü erkek sürücülere bir kez daha hatırlatıyoruz. Trafikte daha dikkatli olmaya davet ediyoruz….


Özgün Çeviri : I.Kaya


Kaynak: https://www.spektrum.de/news/maenner-loesen-deutlich-mehr-toedliche-unfaelle-aus-als-frauen/1720486?fbclid=IwAR3E0uoOp12bVuzJD_WJrPqRdo_7mGYDTH78gEm3DKdTipEHqpnPgEwiKpE

Deodorantların Doğuşu ve Terin Nasıl bir Kusur Haline Geldiğinin Tarihsel Hikayesi

Endüstri çağına kadar terlemek insanoğlunda bir kusur görünmüyordu. Deodorant üreticilerinin bunu topluma kabul ettirmek için önce terin bir kusur olduğu vurgulanmalıdır. Bunun için reklamlarda önce erkeklere ve özellikle kısmen şüpheli yöntemlerle de daha sonra kadınlara yüklenmiştir..
Zaten insanlığın başlangıcından bu yana, kendisini düzenli aralıklarla yıkaması gerekiyor. Sadece sağlık uğruna değil, aynı zamanda birlikte yaşamak da bunu gerektiriyor. İşte bu nedenle deodorant ve sabun firmaları kendi yararlarına olacak şekilde, hijyen algısını önemli ölçüde geliştirildi. Günümüzde, deodorantlar kapsamlı kişisel bakım için olmazsa olmazlardandır. Fakat bu algının normalleşmesi tarihi, aynı zamanda uzun bir yolunda hikayesidir.

Bronz Çağı'nda insanlar kendilerini çoğunlukla ot ve su ile temizlerken, Romalılar, temizliğini zeytinyağından sert sabunlar ile yaptılar. Ancak bu sert sabunlar, uzun süre lüks bir ürün olarak üst sınıfın ayrıcalığı olarak piyasadaydı. Halkın karşılayabileceği ilk sabun ürünleri ancak sanayi devriminin ardından ortaya çıktı.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken şey ise : Halka sunulan sabunların birçoğunun genellikle kurşun ve arsenik içeriyor olmasaydı. Bu da kullanan halk için, genellikle sağlıksız görünen soluk bir ten rengine sahip olmak demekti.

Ilk seri sabun üretimi

Bugünde var olan en eski sabun markasının üretimi 1898'de başladı. ABD'de piyasaya çıkan bu sabun hala satışta ve ismi "Palmolive" dir.. Adından da anlaşılacağı gibi, palmiye ve zeytinyağından oluşuyor.
Asıl rekabet, 1900'lerde çeşitli sabun üreticileri arasında başlıyor.. Herkes ürünlerini sadece erkeklere veya sadece kadınlara değil, herkese satmak istedikleri halde; rekabette öne çıkma fırsatları hiçte bekledikleri gibi değildi. En iyi reklamı veren.Palmolive in “Kahramanlar için sabun” başlıklı afişleri ile reklama ağırlık vermesi 1918 yılında başlıyor.
Kahramanlar için sabun, Yunanlıların ve Romalıların kahramanları bile kendilerini palmiye ve zeytinyağı ile yıkadılar. Modern insan hiçbir şekilde bundan daha aşağı olmamalıdır, sloganı afişlerde vurgulanıyor iken bile, talep istenilen ölçünün çok aşağısında kalıyordu.

Biri çıkıp, sadece kirle değil, aynı zamanda bakterilerle de savaşma fikrini ortaya çıkarana kadar bu böyle devam etti. Bakterilerle de savaşma fikri ise Deodorantın doğuşuna sebep oldu..

Deodorant dünyayı nasıl fethetti?
“Ter kokusu aşkı bitirir.”....
Bu söz,1958`de tarihin ilk deodorant reklamının sloganıdır.Bu deodorantın terdeki bakterilerden kaynaklanan kötü kokulara karşı yardımcı olduğu vurgulandı.Bakterilerle savaşmayan ama ter önleyici bir şeyler içeren bir üründü. Terlemeyi önlüyordu.
Afişteki bu sloganla sadece kadınlara yönelik krem şeklinde sürülen “Anne” isimli deodorantin aşağıdaki görselde gördüğünüz gibi kadınların, erkekler tarafından ter kokularından dolayı tercih edilmeyeceklerini düşünmelerini sağlayıp, ,kaygı ve tedirginlik yaratmak ve böylelikle satış patlaması sağlamak için tasarlanmıştı.

İstedikleri satış patlaması gerçekleşmedi, insanlar deodorantlara çok az ilgi gösterdi. Kimse çok terlediğini kabul etmiyor ya da çok terleyenler eski usül olan koltuk altlarına bez parçası yapıştırıp, teri önleme yolunu seçiyordu. Bu tedbirler tamamen yeterli görülüyordu.
Deodorant üreticileri ve reklam ajansları buna karşı bir taktik geliştirme için kafa yorarken, çözüm, Amerikalı lise öğrencisi Edna Murphey'nin bir basit buluşuyla geldi. Babası bir cerrahtı. Babasının ameliyat sırasında elinin terlemesini önlemek, ameliyat aletlerini daha iyi kavrayabilmesini sağlamak için bir sıvı geliştirdi. Kapı kapı dolaşıp ürününü pazarlamaya çalışsa da başarılı olamadı.
1912'de Atlantic City'de düzenlenen bir ürün fuarına katıldı ve nihayet ilk alıcılarını buldu. Bu alıcılar deodorant üreticileri idi. Murphey`nin ürettiği sıvı bakterileri öldürmesinin yanı sıra sağlığa da zararlı bir sıvıydı. Deodorant üreticileri bu zararı gidermek için laboratuvar çalışması yapmak yerine paralarını, pazarlamayı güçlendirmeye harcadı. Belkide ürünün bazı olumsuz özellikleri göz önüne alındığında, bu oldukça gerekliydi, ancak halkı, ürüne talep konusunda ikna etmek zordu. Reklamlarda "Odorono", deodorant olarak adlandırdıkları bu deodorant, ter üretimini üç güne kadar durdurabilir denildi. Ancak ana bileşeninin - alüminyum klorürün - asitle bağlanmış olduğu reklamlarda hiç vurgulanmadı. Kullanıcıların giysileri soldu ve cildi tahriş oldu. Daha da kötüsü, "Odorono" kırmızı renkteydi. Deodorant kıyafet üzerinde leke bıraktı. Satışlar düştü.
İnsanların, terin sorun olup olmadığı konusundaki bu son kararsızlık döneminde Murphey çok önemli bir karar vererek, reklam ajansı J. Walter Thompson Company'yi kiraladı ve eski Dini Kitap satıcısı James Young'la anlaştı.İlk reklam kampanyasında insan aklına hitap etti. Bir doktoru ayarladı ve reklam filminde oynattı. Doktor "Odorono" geliştirildiğinden, ter bezlerinin deodorant tarafından bloke edilmesi tıbbi olarak zararsızdır, diye demeçler verdi. Doktorun bu konuşmasından sonra satış rakamları çok arttı ve dünya çapında »Odorono« satıldı.
Ama başarı sürmedi. Takip eden yıllarda satışlar yine düştü. Young nedenini bilmiyordu ve şok edici bir gerçeği ortaya çıkaran birkaç pazar araştırması yaptı: Katılımcıların üçte ikisinden fazlası »Odorono« gibi bir ürüne ihtiyaç duymadıklarını düşündüğünü söylüyordu.
Bu, Young'a yeni reklam kampanyaları için yeterli malzemeyi sağladı.Reklamlarda korku ve endişe daha çok yansıtılmalıydı. Artık ter lekelerinin ve ter kokusunun bir sosyal sorun ve utanç verici bir durum olduğunu vurguladı. Bu nedenle, hoş olmayan bir koku almamak ve terlememek için insanın mümkün olan her şeyi yapması gerektiği söylenerek, terleme bir kusur haline getirildi. Normalde insan teri kokmaz. Nemli ortamda bakteriler ile birleşince koku yapar ve bu da sadece yıkanma ve klasik bir sabun kullanımı ile önlenirken, böylelikle deodorantlar, temizliğin vazgeçilmezi olduğu algısı oluşturulmaya çalışıldı. Başarılı olan bu kampanya sayesinde toplumda, artık ter yavaş yavaş bir sorun haline gelmeye başladı.
Reklamlar daha bir saldırgan olmaya başlamıştı. Özellikle reklamlarda oynatılan kadınlar ter kokusunun bir sorun olduğunu öne sürüyor, kimsenin hakkınızda açıkça konuşmadığı halde rencide edici sözlerin arkanızdan fısıldandığını dile getiriyorlardı. Bu yaratılan algı, böylelikle çoğu insanın asla böyle düşünmeyeceği bir şeyi, kusurlu hale getirdi.
Bu saldırılar hemen karşılık bulup, deodorant firmalarına çok para kazandırmadı. Bilakis,reklamların göründüğü "Bayanlar Ana Sayfa Dergisi" okurları aboneliklerini iptal ettiler. Hatta James Young ayrıca kaleme aldığı anılarında, reklam ajansı çalışanlarının, onu kampanyasıyla tüm Amerikalı kadınlara hakaret etmekle suçladığını yazdı.
Zamanla bu algı operasyonu çok başarılı oldu. Bir duş ve bir sabunla tertemiz olabilen insan, deodorant ve parfüm sektörüne yılda 73 milyar dolar gibi müthiş bir miktar ödeme ile kapitalizme maalesef burada da yenildi. Deodorant kelime anlamı koku gidericidir. Temiz olmak, kokuyu gidermeye karşı çok daha ucuz ve sağlıklıdır. Kapitalizm tersini iddia etse de....

Anlatım, tarihçi Richard Hemmer ve Daniel Meßner`a aittir.

2 Şubat 2020 Pazar

İlginç Bilgiler


- Dünyada başkenti olmayan tek ülke Nauru’ dur.
- Balinalar, tuzlu sularda yaşayan memeliler olmasina rağmen tatlı su içmeye ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaçlarını tuzlu su olan ortamda karşılayabilmek içinde, vücudunda tatlı su oranı yüksek Kalamar ve Denizanası yerler.
- Suikast ve Tost kelimelerini insanlığa kazandıran Shakespear’dir.
- Büyüklüğüne göre, insan vücudunda en güçlü kas dildir.
- Uykusuz geçen bir günün ardından insan kanında 1 ila 1,2 promil alkol etkisi kendiliğinden oluşur.
- Komik hareketleri ile bizleri güldüren Pandalar, yedikleri bambuda bulunan bir enzim sayesinde bütün gün kafaları güzel bir şekilde yaşarlar. 🙂
- Küba’da cinsiyet değişikliği ameliyatları ücretsizdir.
- Her zaman kendi burnunuzu görürsünüz fakat beyniniz onu görmezden gelir.
- Hindistan’da prezervatif doğumdan ya da parayla seks yapmaktan daha pahalı. 🙂
- Kanada’da Dildo adında bir şehir vardır. 🙂
- Sadece insanlarda değil, şempanzelerde de esnemek bulaşıcıdır.
- Erkekler günde ortalama 18 kez, kadınlar ise 10 kez seks düşünür. 🙂
- Sosyal medyalarda vakit geçirmeyi seksten veya sigara içmekten daha cazip bulanların oranı gittikçe artıyor.
- Aptallıkla uğraşan bilime moroloji denir.
- Insan vücudunda 8 adet kurşun kalem yapmaya yetecek Karbon vardır.
- Dünyada neredeyse tüm dillerde anne kelimesi M ile başlar.
- Yunanistan’ın İstiklal Marşında 158 kıta vardır sadece iki tanesini okurlar.
- Kaplanlar sadece çizgili kürke değil aynı zamanda çizgili cilde de sahiptir.
-Beathe Uhse, Almanya’da ilk gösteri uçağı kadın pilotu olup ikinci dünya savaşı sonrası Dünyada ilk defa Seks shop’u kuran kişidir. 
- Ergenlikte sık sık mastürbasyon yapma , kişiyi prostat kanserine karşı korur.
- Bebekler diz kapaksız doğar.
- Dünyanın en zengin üç insanın zenginliği, dünyanın en fakir 48 ülkenin toplam zenginliğinden fazladır.
- Olimpiyat Feneri Antik Yunanlılar değil, nazilerin icadıdır.
- Hindistan, budizmin kökeni olmasına rağmen, hintlilerin sadece yüzde biri budisttir.
- İspanya’nın kelime anlamı Tavşanlar Ülkesi ‘dir. 🙂
- Güneş sisteminin en yüksek dağı Mars ' ta yer almaktadır. Olympus dağı ve 22 km yükseklikte.
- İstiridye yaşamı boyunca cinsiyetini canı istediği her an değiştirebilir. 🙂
Çeviri: İnanç Kaya
Kaynak: Unnötige Wissen

Alman Espirilerinden Seçmeler

Güzel bir şarkı ya kıçınızı ya da kalbinizi harekete geçirir.....😊
Asla aynı hatayı iki kez yapmam. Beş altı kere yaparım. Gerçekten hata olup olmadığına emin olmak için....😊
Kaybettiğin her insan bir kayıp değildir! Eğer kaybettiğin ben isem, o zaman gerçekten kayıptır....😊
Eskiden flört, nişanlılık, evlilik üçgeninin yerini şimdi
Öpüşme, sevişme, unutma aldı....😊
Bir kadının kalbini kazanmak istiyorsan; Devamlı onu öp, sev ve onun için dünyanın sonuna kadar git.
Bir erkeğin kalbini kazanmak istiyorsan; çıplak git ve bira götür....🙂
Kadınlar asla yalan söylemez. Sadece gerçeği yeniden icat ederler....😊
Kadınların zayıf ve güçsüz olduğuna inanan erkekler, geceleri yorganı ondan çekmeye çalışın sonra gelin tekrar tartışalım.... 🙂
Beni bu dünyada tutan tek şey yerçekimi.....😊
Kadınlar beyaz atlı prensimi bekliyorum der ama at yerine Bmw’si olana gider...🙂
İnsanların orta parmağa neden sahip olduğunu senin gibi insanları tanıyınca anladım...😊
Ilişki durumum: Dolabımda hala bir şişe votka var...😊
Kadın: “bizim seks sıkıcı olmaya başladı “
Erkek:" iyi bir fikrin var mı?"
Kadın" Evet, kulağıma pis bir şey fısılda, bu beni tahrik ediyor!"
Erkek: " mutfak!" ...😊
Her insanın aptallık yapmaya hakkı vardır. Ne yazık ki bazı insanlar sürekli bu hakkı istismar ederek yaşıyor.... 😊
Kibir, kendi aptallığı ile gurur duyma sanatıdır...😊
Hayallerinizle oynayabilir miyim? Çünkü çok güzel patlatabilirim...😊
Cüzdanım soğan gibi... içine baktığımda gözlerimden yaş geliyor...😊
İnsanlar gerçeğe değil çoğunluğun fikrine inanır ve savunur ... 😕
Çeviri: İnanç Kaya

Iklim Felaketleri

Dikkat Ağaçlardan başınıza İguana 🦎 düşebilir...

Şaka değil, ABD hava durumu servisi NWS'den bir tweet. Florida ‘nın normalden daha soğuk geçen hava durumu için yayınladığı haber. Boyları 2 metreye ulaşan iguanaları Florida’nın besin zincirinde avcısı olmadığı için geniş geniş takılıp, bolbol ürüyorlarmış. Zaten kertenkeleleri de insanları çok rahatsız ediyormuş.
Çevreciler ölecek mi iguanalar 🦎 diye endişe ederken yetkililerin “ hayır” açıklaması yaptı, ortalık sakinleşti.


Bizde böyle bir şey olsa ilgili ilgisiz herkes, her kurum burnunu sokar, buradan kendine bir pay çıkarırdı. Örnek:

Diyanet fetva yayınlar
Cübbeli iguana düşürmez esvap satar
Başına iguana düşenden vergi alınır
A haber bunu iktidarın başarısı gösterir
Yobazlar, kafasına iguana düşenin İzmirli olup olmadığını araştırır
Ekonomi bakanlığı ise iyi beslenmiş iguanaların olmasının ekonominin iyiye işaret olduğunun göstergesi olduğunu söyler 😊😊😊

Çeviri: İnanç Kaya

Venüs'te Yaşam İzleri Bulundu

  Venüs'te Yaşam İzleri Bulundu 450 dereceden fazla sıcaklığı bulunan, güneş sisteminin yaşama en düşman gezegeni Venüs`te, nasıl olurda...